21 Ekim 2008

Servet Çetin

19 Ekim 2008 Galatasaray Trabzon maçındaki demeçleri

maç oynanırken:
"Hocam, topu elle içeri ittim. golü verme."

maç sonu:
"Attığım golde topu elle ittim. Verilmemesi lazımdı. Hakeme de söyledim. Göremediği için vermek zorunda kaldı."

olamaz mıydı?


Bu hareketin Galatasaray taraftarının gözündeki değeri o maçta alınacak 3 puandan çok çok yüksek olacaktı. "Bu güne kadar kim yapmış ki?" deme bana. Robbie Fowler yaptı mesela. İşte o yüzden ilahtır taraftarının gözünde.

Hem bunu bu ülkede ilk yapan olmak da bir şereftir.

18 Ekim 2008

Futbol Blog #1

Aceto yeni programına başladı. İlk program itibariyle çok keyifli. Umarım hep böyle gider. Eğer birileri her bölümü capture alırsa buradan paylaşmak istiyorum. İlk bölüm itibariyle yapıyoruz bunu. Bakalım devam edebilecek miyiz?


Futbolu Bıraktıracak Goller #1 - Ayıptır Zlatan

Birazdan izleyeceğiniz gol atıldığı zamanlarda bir arkadaşım şöyle bir yorum yapmıştı: "Abi böyle gol yesem futbolu bırakırım." Ne güzel demişsin arkadaş. Özenip konsept yarattırdın bana. Haydi Bismillah!

#1, konsepte ismini veren gol. Zlatan Ibrahimoviç'ten...

17 Ekim 2008

Ülkelerin Futbol Anlayışları

Tüm spor dallarında böyle midir bilemem ama futbolda bir ülkenin nasıl bir oyun anlayışı olduğunu az çok bilirsiniz. Bilmeyenler için gayet doğrudan bir anlatıma gidelim.

















Rüzgarın da gücüyle, kestirme yoldan forvete...


















Farklı, etkili, durdurulamaz... (topun hızı saatte 297 km'ye ulaşabilir)


















Demir gibi defans hattı, kısa paslarla ortasaha hattı, topu forvete gönderme. Ve... Penaltı


















Bütün hipotezleri denerler.
Kahretsin! gol atmayı unuttular.


















Evde kalınır ve TV'de diğerleri seyredilir!...


















Bwahahaha! (Ne bu ya?)


















... yorum yok!



Veeeeee...
















Not: Kırmızı olan nokta top değil, hakemdir.

Kene Cumhur

Eskişehirspor'dan kene lakaplı Cumhur anlatıyor.

"Bi gün maça çıktık böyle, bana görev olarak Sergen'i tutacağım söylendi... Maç boyunca peşinden ayrılmadım. Sergen nereye ben oraya. Daha sonra maçın biteceği sıralardı böyle... Bi baktım Sergen taca doğru gidiyo. Hemen koştum peşinden yanında bittim markaja aldım bunu. Sonra bu bana dönüp "Abi bi siktir git artık yaa" diye sitem edip gitti.

Sonra oyuncu değiştirme tabelasını gördüm. Meğer adam oyundan çıkıyomuş.
Çok utanmıştım o gün..."

kaynak: 3 Puan

Bu arada, Kene Cumhur kim lan?

Türk Futbol Blog Yazarı

Futblog
View SlideShare presentation or Upload your own. (tags: spor marketing)


Utku Yasavul, 2 yıl boyunca futbol bloglarını incelemiş ve Türk futbol blog yazarının profilini çıkarmış. Bize de bi' bakmak düşüyor.

Bu arada bu futbol konulu bir blog olsa da mesleki duygularım böyle adamları görünce kabarmıyor değil. Utku Yasavul'un sitesinde, yaptığı ghost işlere bakmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

http://www.utkuyasavul.com

12 Ekim 2008

Kimsin Sen?

















Bosna Hersek maçındaki bu adam Sabri'miydi? O Sabri ise Galatasaray'da oynayan Sabri kim?

11 Ekim 2008

Fatih Terim'in Oyuncu Seçimleri


Euro 2008'i hatırlayalım. Kadroda Fatih Tekke, Yıldıray Baştürk ve Halil Altıntop yok. Aklıma gelenler ilk bunlar diye söyledim. Kadroda kendi takımı Fenerbahçe'de bile çok az oynayan Colin Kazım var, zaten az olan forvet oyuncu sayılarımızdan birini daha önce hiç milli takım forması giymemiş Mevlüt Erdinç işgal ediyor. Başarılı olmadılar mı? Oldular. Özellikle benim de kadroya alınmasına karşı olduğum Colin Kazım'ın turnuva ilerledikçe güzel oyunu kafalardaki düşünceleri unutturdu. Yine de, ya bekleneni verseydi? Yani taraftarın ondan beklediğini?

Bugün Türkiye Bosna-Hersek ile karşılaşacak. Tonla sakatımız var. Bu da ayrı bir konudur ya, neyse, özellikle forvet hattı çok eksik. Euro 2008 forvetleri Nihat, Semih yok, yedek forvetimiz Mevlüt ile 18'lik Batuhan çıkacak ilk 11'de sahaya. Batuhan Beşiktaş'ta kaç maç oynamış? Tamam yetenekli. Ama yetersiz değil mi? Milli takımda kaç maç oynamış hem? Batuhan bu takımda oynar. Ama bu kadar önemli bir maçta ilk 11'de çıkmaz. Şimdilik. Bu olay bize Fatih Terim'in seçimlerinin önemini göstermiyor mu az çok? Şampiyonluğa oynayan takımların oyuncularına daha çok önem verilir tamam, ama 18'lik, takımda neredeyse hiç yer bulamayan bir forvetse söz konusu, ben sana derim ki bu ligde Gökhan Ünal var, Mehmet Yıldız var, Ümit Karan var, Umut Bulut var. Yine Batuhan'la aynı yaşta ama bu sene daha çok oynayıp daha çok gol atan bir Sercan var. Çık Sarp sınır kapısından, orda bir Fatih Tekke var ki neden takıma çağrılmadığına dair hiçbir açıklama hatırlamıyorum. Bilen varsa beri gelsin. Kapıkule'den çık, birkaç haftadır döktüren bir Sinan Kaloğlu var. Batuhan geçen hafta gol attı diye alınmadı mı kadroya? Velhasılkelam, var da var. Aklıma başka isim gelmedi. Varsa belirtebilirsiniz.

Umarım başarılı olur, bizim istediğimiz de bu zaten. Fakat milli takımın başarısı daha önemli. Eğer Ümit Milli Takım'ın önemli bir basamak olduğunu göstermekse Batuhan'ın kadroya alınması, onu kaybetme riskininin de göze alınması gerekir. Öyle ya ne yetenekler gördük, çok çabuk solan.

- Bi' Nuri Şahin vardı ona nooldu?

Galatasaray Yönetimi


Galatasaray yönetimi kötü gidişin sorumlusu olarak Skibbe'yi değil, yardımcıları Ümit Davala ve Edwin Boekamp'ı suçlu buldu. Ve işlerine son verdi. Üstelik takım, rakiplerine bakarsak o kadar da kötü durumda olmamasına rağmen. Galatasaray yönetiminin bu kararını tetikleyen sene başında Şampiyonlar Ligi elemesini geçemememiz olabilir mi? Olabilir. Skibbe çok büyük bir testten geçemedi. Yönetimin sağlayabileceği en iyi kadrodur bu. Elemelerde takıldı. Peki Skibbe'yi göndermek mi lazımdı? Sene başı göndermek olmazdı. Malum, Galatasaray tarihinde kimsenin iki-üç maçla defterinin dürüldüğü görülmemiştir. İstikrar başarıyı getirir. Uefa'da gruplara kalınması herkesi sakinleştirdi. Ligde de 4 gollü galibiyetler gelince Skibbe kenardaki yerini korudu. Fakat Bursaspor yenilgisi Skibbe'ye gözdağı vermenin gerektiğini gösterdi. Mesaj şuydu: Bu takım başarılı olacak ve bunu sen başaracaksın. Galatasaray yönetimi Skibbe'yi sahiplendi ve suçu yardımcılarında buldu. Çünkü yönetim Skibbe'nin doğru hoca olduğuna inanıyor ve yardımcılarından destek alamadığını düşünüyordu. Doğru mu yanlış mı? O konuda benim gibi bence yönetim de çok kesin fikirlere sahip değildir. Fakat Skibbe'ye olan güvenlerini göstermek için, bir "silkelenme" ihtiyacını gidermek için, Skibbe'ye "hocam sen iyisin çevren kötü" deyip gazı vermek için kurban verilmesi gerekiyordu. Ve çok radikal bir kararla bu yapıldı. Bu kararın ne kadar doğru olduğunu kim söyleyebilir? Sanırım tektir: Zaman.

Teknik direktörün değil de, kötü gidişatta yardımcılarının suçlu bulunması ve takımı yöneten kişiye gerekli bilgileri düzgün verememeleriyle suçlanmaları ve akabinde işlerine son verilmesine ilk defa şahit oldum. Bu bakımdan da Galatasaray yönetiminin bu kararının ne kadar değişik olduğunu tekrar hatırlatırım.

Bu tip başka bir olay bilen varsa bizimle paylaşsın.

10 Ekim 2008

Başlarken

Merhabalar. Bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim çünkü "baklavasına" kalıbını anlayamayanlar olacaktır diye düşündüm. Şöyle ki:

baklavasına: 1- Halı saha maçlarında kazanana bir şey verilmesi düşünüldüğünden dile getirilen kelime: "Lan olm adam eksik gelsene. Bak maç bi tepsi baklavasına!" - Israrcı arkadaş. 2- Tamamen futbolla alakalı bir blog sitesi: "baklavasına okumadan duramıyorum." - Rafael Benitez.
 
Bu blog BloggerV.com üyesidir.