28 Aralık 2008

Forma Arkası #3 - O.Ç. TÜMER

Tümer Metin.

Beşiktaş'ta oynarken taraftarın çok sevdiği oyunculardan biriydi. Teknik bir oyuncu. Öyle goller, öyle çalımlar atanı kim sevmez? Bir de Fenerbahçe maçlarını hedef seçen bir oyuncu olması vardı. Çoğu Fenerbahçe maçını tek başına aldı.

Sonrası mı?

"Burası Beşiktaş, alayına gider, uğraşma bizimle, g.t oğlanı Fener". Bu tezahüratı antreman sahasında Beşiktaş taraftarıyla karşılıklı yaptıktan 1 hafta sonra Fenerbahçe'ye transfer oldu. Taraftarın tepkisi de bu oldu:

27 Aralık 2008

Futbolu Bıraktıracak Goller #5 - Kuğu Gölü Baleti Bergkamp



Bu çalımı hayatım boyunca unutamam. Winning Eleven'ın demolarında da bu gol vardı. Hem gerçeği, hem oyunda atılmış hali. Şahaneydi. Müzik de cuk oturmuş gole. Kuğu gölü balesi maşallah!

Bergkamp kral adamdı be...


Bu arada, bu çalımın bir benzerini Tuncay Şanlı yaptı bu sene. Ama sonrasında gol yapamadı. Onu da görelim>>



Çömezsin daha Tuncay :)

Beşiktaş'ın Üzerinde Oynanan Oyunlar

20 yıl önce, Galatasaray ve Fenerbahçe biraraya geldi ve "Bu Beşiktaş'ı aramıza sokmayalım." dediler. "Beşiktaş gelirlerimize ortak olmasın, biz büyüyelim, biz güçlü olalım, pastanın tamamını biz yiyelim." dediler. Sonra bu dertlerini Türkiye Futbol Federasyonu'na anlattılar. Onlar da "Hay hay, zaten biz de sevmiyoruz Beşiktaş'ı. Iyy pisler." dedi. Böylece senaryo yazılmaya başlandı. İsmi "Beşiktaş'ın üzerinde oynanan oyunlar!" Ses getirecek proje allahıma.

Senaryo için Kemalettin Tuğcu'ya gidildi. O da "hayatımın işi olacak!" deyip hemencecik yazdı. Hala raflarda yer almamasına ve vizyona girmemesine kızgın. Neyse, fikrini almak için Holivud'daki çoğu senaryoyu adam eden Robert Mckee'ye de gidildi. Kolay değil tabi, bu kadar yıl kimsenin anlayamayacağı, kimselerin görmeyeceği bir Beşiktaş kıyımı yapmak. İşin ehline gitmek lazımdı. Zaten harika yazılmış senaryoya öyle bir rehberlik etti ki Mckee, yıllar boyu Galatasaray ve Fenerbahçe bu işten ekmek yedi. Kol kola, kardeş kardeş sırayla şampiyon oldular. Şampiyonluk sayıları bile eşit: 17'ye 17. Filmi çekilse Oscar alacak iş oldu.

Kimse çözemedi, Beşiktaş bile çözememişti olayı. Her sene hüsran, her sene aynı terane. Hiçbir başkan, hiçbir teknik direktör anlayamadı. Arada bazıları "Noluyo lan?" der gibi oldu. Sonra yine uykuya yattı. Taaa ki Yıldırım Demirören'e kadar. Baştan beri anlamıştı o. Ve artık emin. Senaryoyu ele geçirdi ve hepsini basına anlattı.

Bir Galatasaray taraftarı olarak hem kendi kulübümü hem de kardeşimiz Fenerbahçe'yi burdan uyarıyorum. Senaryoya biraz ara verelim olm. Hadi yöneticilere ulaşamıyoruz, biz taraftarlar olarak Beşiktaş'la dalga geçmeyelim bir süre. "Şansız yenildiler be" falan diyelim. Yoksa bunlar da senaryo için Oliver Stone'ye gidecekler. Adam çok piskopat senaryolar yazıyor savaşlı falan.




Korkuyorum!

Galatasaray Mehmet Yıldız'ı Niye Alır?

Galatasaray bu sene tek forvetli bir sistemde oynuyor. O tek forvet de Baros. Kewell sakatlanınca takım son iki maçta çift forvete döndü. Baros'un yanına Nonda eklendi. Ama hep olacak şey değil bu. Çünkü Kewell, Arda, Lincoln'ün olduğu kadroda çift forvet zor. Tek olacak forvet. O da Baros olacak.

Durum böyleyken ilk yarıyı lider bitirmiş takımın gol krallığında ikinci durumdaki forvetini almak çok abes geliyor bana. Süper lig, Türkiye Kupası, Uefa Kupası üçgeninde geniş ve kaliteli kadroya sahip olmak önemlidir. Fakat ligin en kaliteli forvetlerinden sayılan bir adamı alıp yedek kulübesine oturtmak(evet olacak olan bu) veya taktiği tamamen değiştirmek(olmaması gereken de bu) bana çok garip ve altında başka manalar aratan bir olay gibi geliyor.

Birincisi, takımın Baros dışındaki diğer forvetleri Karan ve Nonda çok formsuz, bunu kabul ediyorum. Fakat birdenbire vazgeçilecek adamlar da değiller. Mehmet Yıldız bu takıma eklenirse çok büyük ihtimalle ikisi de bu sene sahada zor yer bulurlar. Yani diyorum ki, bu adamın alınması, Karan ve Nonda ikilisinden birinin gitmesi anlamına geliyor olabilir. Devre arası olmasa bile sene sonu yolculuk görünür. Fakat bu Mehmet Yıldız'ın yedek kalması gerçeğini değiştirmiyor yine de.

İkincisi, Mehmet Yıldız Sivasspor'un en önemli hücum gücü. Bilindiği üzere Sivasspor artık şampiyonluk adaylarından. Galatasaray'ın önündeki en büyük engellerden. Galatasaray yönetimi, Mehmet Yıldız'ı Sivasspor'un elinden alarak şampiyonluk yolundaki rakiplerden birini safdışı mı ediyor? Galatasaray'ın, bu adama ne kadar ihtiyacı olduğuyla Sivasspor'un şampiyonluk yarışından kopmasına ne kadar ihtiyacı olduğunu şöyle bir tartalım. Benim gözümde ikincisi daha ağır basıyor. Çünkü diyorum ki tutmuş taktiği değiştirmek çok saçma ve tepki toplayacak bir hareket olacağından Mehmet Yıldız gelirse yedek kalacak çoğu maçta. Geçen sene neredeyse tüm maçlarda oynamış ve takımını son haftalara kadar şampiyonluk yarışında tutmuş bir forvetten bahsettiğimizi de tekrar hatırlatalım.

Üçüncüsü, yazının başında söylediğim tek forvet oynama nedenimiz olan üçlü Kewell, Arda ve Lincoln'den birinin eksik kalma ihtimali. Acaba Kewell'ın sakatlığı ne derece ciddi? Bu konu hakkında bilgi sahibi olan yönetim bu transferi bu yüzden yapıyor olabilir. Bak kıllandım şimdi.

Dördüncüsü, Mehmet Yıldız yedek kalacağı gün gibi belli olan bu transferi neden yapmak istesin? Ben asıl bunu anlamıyorum...

25 Aralık 2008

Bağyan Taraftar #7 - Tribün Bir Podyumdur


Ünlü müydü bu? Ne güzel şey bu :)

Forma Arkası #2 - MAAŞALLAH 41


Uğur Deveci Almanya'dan göndermiş. 41 kere maaşallah be!

24 Aralık 2008

Pembe Krampon

Baros bunları giyeli toplam 10 gol attı.

23 Aralık 2008

Golden Sonrası #2 - Timsah Yürüyüşü

Bursaspor demişken, o meşhur gol sevincini hatırlamamak olmazdı.

Timsah yürüyüşü Türkiye'den çıkmış en çok bilinen gol sevinçlerinden. Mucidi Mususi. 94-97 yılları arasında Bursaspor'da oynamıştı ve Baliç-Ercüment-Mususi üçlüsü rakipleri fena yapıyordu. 1995 senesi Bursaspor için farklı bir yıl oldu. Avrupada çok önemli skorlar aldılar. İntertoto kupasıydı ama önemli takımlar vardı. Önce Wibledon, Charleroi, Beitar ve Kosice ekipleriyle grup maçları oynamış ve grup lideri olmuş, sonra da ilk eleme turunda Yunan Ofi Crete takımını elemişti. Karşısına o ara Almanya'nın güçlü takımlarından olan Karlsruher çıktı. Atatürk Stadyumundaki maçın normal süresi 2-2, uzatma devreleri ise 3-3 sonuçlandı. Penaltı atışları sonucunda turu geçen taraf 9-8 üstünlükle Karslruher oldu. Hayal meyal hatırlıyorum, çok zevkli maçtı.

Neyse, gelelim konuya. O maçın golcülerinden biri de Mususi idi. Golünü attıktan sonra köşe bayrağının oraya gidip emeklemeye başladı. Sonrası mı? En iyisi görmek>>



Takım arkadaşlarının da katılımıyla yıllar boyu Bursaspor'la özdeşleşen bir gol sevinci ortaya çıkmış oldu. Daha sonraları Mususi bir röportajında bu sevinci Fransa'da oynarken gördüğünü söylemiş.

Bursaspor bu gol sevincini Mususi gittikten sonra da yaptı. Fakat bir süre sonra durdu. Sonra bir daha yaptı sanırım. Şu an durum ne bilmiyorum. Rakip takımı kışkırttığı için yasaklandığı iddia ediliyor. Bir bilen aydınlatsın bizi.


Nur içinde yat Mususi...

Bursaspor

Bir garip takım.

İlk 6 haftada 5 galibiyet-1 yenilgisi vardı. Üstüste 3 maç yenildi sonrasında da bir beraberlik aldı. Oldu mu sana 5 galibiyet-1 beraberlik-4 yenilgi. Bu performansı gösteren Samet Aybaba gönderildi. Kendisi istifa etti diye geçiyor. Kim inanır buna?

Yerine Güvenç Kurtar geldi. 7 maçta 1 galibiyet-4 beraberlik-2 yenilgi. Takım ilk yarı itibariyle 9. sırada. Ve önündeki takımlardan sadece Gaziantepspor'u geçebilir kadro itibariyle. Durum o kadar da vahim değil. Fakat iki hafta önce Trabzonspor'u mağlup ettikleri maçta taraftar Güvenç Kurtar'ın istifasını istedi. O da bunu gerekçe gösterip bugün istifasını vermiş. Yönetim de buna uymuş. Taraftar doğru kararı verir zaten.


Anlamıyorum, yerine gelen kişi sizi bu sene Sivasspor mu yapacak? Sivasspor neden bu kadar başarılı diye bir düşünseniz yeter ulan!

22 Aralık 2008

Forma Arkası #1 - BIRD HUNTER

Yepisyeni bir kategori daha başlıyor. Dı dın dın dı dınn!

'Forma Arkası', dün akşamki Galatasaray - Beşiktaş maçını izlerken beynimde çakıverdi. Staddaydım. Her maça gittiğimde olduğu gibi insanların formalarını ve forma arkasındaki yazı ve numaraları gözlemledim. Öyle salak bir huyum var. O kadar yaratıcı şeyler var ki, bunları sergilemek lazım. İşte başlıyorum. Fakat çok fazla örnek bulabileceğimi sanmıyorum. O yüzden bunu okuyan taraftar, çek formanı atsana bana :)


Neyse efendim, biz ilk örneğimize gelelim. Forma sahibinden izin alınmadan konuluyor bu forma dikkatinizi çekerim :)


BIRD HUNTER


Gördüğünüz formada yazan 'BIRD HUNTER' yazısı maçlarda pankartlara yazılıyordu bir ara. Hala yazılıyor mu bilmem. Ultraslan BH'nin açılımı daha önceleri buymuş. Bilindiği üzre sonradan Boys of Hell oldu. Benim çok sevdiğim bir laf değildir. Hele ki formaya yazdırmak için daha güzel şeyler bulunabileceğine eminim.

Ama ultrANIL07, bu yazıyı bir pankartta görür ve hoşuna gider. Formasına bunu yazdırmak ister. Numara zaten bellidir. Antalyalı olduğundan 07. Fakat yazıyı beğenmez, Çünkü C şeklinde yazmışlardır yazıyı. Kendi ağzından yazıyorum:

Anıl:
ben onu yazdırdığıma çok pişman oldum sonra
Anıl:
yere bakan c harfi gibi yazdı i.neler

Kusura bakmazsan sansürledim bunu :)


İlk 'Forma Arkası' için ultrANIL07'ye teşekkürler. Haberi olmasa da :)


Bir sonrakinde görüşmek üzere...

Derbide Kardeşlik

Dün akşamki Galatasaray - Beşiktaş derbisinde iki takım taraftarı arasında dostça bir görüntü vardı. Birlikte bağırdılar, birlikte tezahürat yaptılar. Hatta birbirlerinin yerine bile yaptılar bunu. Hemen örneklerine geçelim.

Biliyorsunuz ki Beşiktaş taraftarı Yıldırım Demirören'den dertli. Gitmesini istiyorlar. Maçta kollarını sallayarak 'Yeeeteeeer Yıldırım Demiröreen Yeeeteeeer' tezahüratını yapmaya başladılar. Ki geçen seneye kadar BJK tribünlerinde yer alan birinden öğrendim ki geçen sene bunu yaptıkları zaman kendi taraftarları içinden onları dövmeye kalkanlar olmuş. Neyse. Beşiktaş taraftarı bu tezahüratı yapmaya başlayınca Galatasaray taraftarı da yardım olsun diye aynı anda kollarını sallayıp aynı tezahüratı yapmaya başladı. Böylece seslerini duyurmuş oldular. Malum az kişilerdi. Bütün Ali Sami Yen 'Yeeeteeeer Yıldırım Demiröreen Yeeeteeeer' diye inledi. Daha ne isterler ki?

Sonra 'Kartal gol gol gol' başladı Beşiktaş tribünlerinden. Skor 4-2 idi. Malum, bu tezahürat hızlı hızlı hatta karşılıklı iki tribünün sırayla böğürmesiyle daha ilginç oluyor. Beşiktaşlılardan bu tezahürat gelince Galatasaraylılar da başladılar. Önce Beşiktaş: 'Kartal gol gol gol'. Sonra Galatasaray: 'Kartal gol gol gol'. Sonra yine Beşiktaş: 'Kartal gol gol gol!' Sonra yine Galatasaray: 'Kartal gol gol gol!'. Bir süre de devam etti bu. Böylece Galatasaray, Beşiktaş'a bir katkı daha yapmış oldu. Fakat başka gol atamadılar. Kısfmet.

Sonra Galatasaray taraftarları bir tezahüratın eksik olduğunu farketti. Beşiktaş tribünleri yapmayınca onlar başladı: 'Şampiyoon yap bizi Mustafa Denizli Şampiyoon yap bizi Mustafa Denizli'. (Mustafa Denizli bozuldu mu acaba?)

Bu tezahüratttan sonra Galatasaray tribünlerinin ne yapmaya çalıştığı anlaşıldı. Zaten onlar da belki anlamayan kalmıştır diye sonrasında açık açık söylediler. Daddy Cool melodisiyle tecrübe ediniz:

'Taşaak geçiyoruuuuuz taşak geçiyoruuuuuuuuz.'

Sonra diyorlar ki Galatasaray taraftarı terbiyesiz. Derler tabi...

Derbinin Tartışmalı Tarafı

Dün akşamki derbinin tartışılan pozisyonlarını listeleyelim:

1 - Servet'in attığı gol
2 - Arda'nın yere düştüğü penaltı pozisyonu
3 - Delgado'nun kırmızı kartı
4 - Lincoln'ün yere düştüğü penaltı pozisyonu

1 - Yanlış karar. Gol değil. Aynısı Beşiktaş'a İBB maçında olmuştu, orda doğru karar verilmişti. Fakat bu hakem pozisyonu süzemedi. Gerçekten net görmenin zor olduğu bir pozisyondu. Öyle ki TV görüntülerinde bile net görüntü yok. Fakat fotoğrafını bulabildim:


Rüştü topu eliyle zemin arasında sıkıştırdığı anda topa hakim sayılır. Kimse topa dokunamaz. Serveeeeet Serveeeeet dokunmadı zaten, abandı!

2 - Doğru karar. Penaltı. Konuşmaya gerek yok.

3 - Doğru karar. Tüm pozisyonu irdeleyelim. Delgado'ya faul yapıldı. Yerden öyle bir hiddetle kalktı, hakemin üstüne yürüdü ki ben tırstım izlerken. Parmağıyla kendisini gösterdi sonra kart gösterme hareketini yaptı. Hakem anlamadı sanırım böyle bir şey anlattığını. Anlasa bile bu da bir kart isteme sayılır rakip oyuncu için: 'Aynısını ben yaptım kart gösterdin, ona da göster.' Meali bu. Hakem de sene başından beri bütün hakemlerin yaptığını yaptı ve sarı kart gösterdi. Güzel düşünülmüş fakat kötü uygulanan bir karar bu. Her takım çekiyor sene başından beri. Teknik direktörler yaptırmasın şu hareketi oyuncularına!

4- Doğru karar. Ceza sahasına girdiği andan beri penaltı olacağı belliydi. Adam gidemiyor ki, engelleniyor. Baktı gidemiyor, düştü. İyi de yaptı. Tribündeki herkes de düşmesini istedi zaten. Ki en az 3 saniye önce de düşebilirdi ve yine penaltı çalınmalıydı.

Böyle...

20 Aralık 2008

Futbolu Bıraktıracak Goller #4 - Maradona 2.0


Barcelona 2-0 Getafe Messi Goal
Yükleyen chalermwech



Messi sahaya ilk adım attığından beri Maradona'ya benzetilir, onun yerini dolduracak kişi olarak adlandırılır. Messi çok ilginç bir şekilde attığı gollerle de Maradona'yla benzerlik gösteriyor. Bu golü 86 Meksika'da da izledi futbolseverler. O gol bir önceki futbolu bıraktıracak gol hatta. Ordaki "Hakiki Maradona"ydı.
"Yeni Maradona" TV'den izlemiştir o golü. Ortasahada top ona geldiğinde de aklına geldi. Sonra olan oldu.

86'daki o maçta Maradona tarihe geçecek bir gol daha atmıştı. İsmi bile var: "Hand of God". Messi onun aynısını da attı.

Hadi onu da görelim!



Bağyan Taraftar #6 - Kupaları Birer Birer Nah Alıyor


Böylece Türk bağyan taraftar sorunsalına da el atmış olduk. Ben diyorum ki, bu an 'Fenerbahçe engelleri aşıyooor kupaları birer birer "nah" alıyoor!' tezahüratındaki tırnak içindeki andır. Yani bir Fenerbahçe maçıdır. Ablaları tanıyan varsa düzeltebilir. Soldaki çok tanıdık geliyor ama, dur bakalım.

He bir de, terbiyesiz bunlar :)

sinem'e teşekkürler.

Koro Halinde #1 - Bu Kupayı Görenler Parmak Kaldırsın

Baklavasına "futbolla ilgili bir konsept blogu" olsun mu? O yöne doğru gidiyor sanki :) Yazı yazmıyorum gibi görünse de bu konseptlerde bilgiler vermeye çalışacağım. Emeğe saygı yani. Rep!

Gelelim "Koro Halinde" konseptine. Bu ismi gördüğünüz başlıklarda tribün koreografilerine ve varsa hikayelerine yer vereceğim. Umarım güzel hikayeler çıkar. En önemsediğim şeydir çünkü o kısmı. Bu konsepti yapan arkadaşlar var evet, kendi adıma iki tane biliyorum. ultrANIL07'nin Galatasaray blogundaki Yazı Kalır konsepti var buna benzeyen. Ama tam öyle değil. Tam uyanı Ortega'nın No Pain No Gain blogundaki Tribünde Koreografi konsepti denilebilir. Fakat her seferinde birden fazla koreografi vermem. Hikayesini de anlatmak isterim. "Koro Halinde"nin farkı bu olsun.

Şimdi de gelelim ilk koreografimize. İlk koreografi hem bildiğim için hem de Galatasaraylı olduğum için Galatasaray tribünlerinden geliyor. "Gönderme" olayını da şahane yapar, o da önemli.




27 şubat 2008'de Ali Sami Yen stadında Galatasaray ve Fenerbahçe Türkiye Kupası eşleşmesinde karşı karşıya geldiler. Bu bir rövanştı. İlk maç kadıköyde 0-0'lık beraberlikle bitmişti. Ali Sami Yen'deki mücadeleye çıkarken herkes şunun farkındaydı: Galatasaray bu kupayı 14 kezle en çok alan takımdı. Fenerbahçe ise 26 yıldır(yanlışım varsa affeyle!) kazanamıyordu. Tabi ki bu dalga geçmek için çok güzel bir fırsattı.

Sarı kırmızı halkalar içinde sarı lacivert giyinmiş tarih öncesinden bir karakter Fred Çakmaktaş. Hemen altında o müthiş slogan yazıyor: "Bu kupayı görenler parmak kaldırsın!" Orta dereceli bir reklam ajansında metin yazarı olarak işe alınır bunu bulan. Yazıyı okuyan Fred Çakmaktaş da ne yapsın, hüzünlü bir ifadeyle parmağını kaldırıyor. Bunu televizyonda ve stadda gören neredeyse tüm fenerbahçe taraftarları gibi...

Maç bu müthiş gösteriyle başlayınca ne oluyor? Taraftar gaza geliyor. Keşke orada olsaydım. TV karşısında o kadar imrendim ki. O son dakika, o gol. Benim için torunlarıma anlatacağım bir hikaye olurdu. Evet, maçı son dakikada Karan'ın golüyle 2-1 kazanıp Fenerbahçe'yi eledik ve bir üst tura çıktık.

Maçı izlediğim mekanda kavga çıktı, önümden bir fırlatılmış garson uçtu bir taraftan öbür tarafa. Ama bu mutluluğumu gölgeleyemezdi. Maçı kazandık, turu geçtik, elediğimiz takım ezeli rakip Fenerbahçe. Bunlar sevinilecek ilk şeyler. Ama bir de o koreografiyi yaptıktan sonra sahada yenilgiyi yaşamamak oldukça önemli bir detaydı. Söyleyin, nice olurdu dalga geçme oranı öyle olsa, bunu da önlemiş olduk o galibiyetle.

Dalga geçmeler, gönderme yapmalar konusunda Galatasaray taraftarının Fenerbahçe'nin türkiye kupası eksiğini kullanmasını çok başarılı buluyorum. Bundan iyisi kadıköyde UEFA kupasını kazanmak olurdu :)

Alpaslan Dikmen


Burası Lyon tribünü. Bu kareyle hiçbir takımına sempati duymadığım liglerinde bir eksiğimi kapattılar. Lyon gönül verdiğim takımlardan biridir artık.

Bu vesileyle de abimizin doğum gününü kutlayalım.

Doğum günün kutlu olsun be abi!

14 Aralık 2008

Bağyan Taraftar #5 - Tribünlerde Görmek İstediğimiz Hareketler


Erkekler olarak bağyan taraftarlarımızın böyle olmasını istermişiz. Bu fotoyu gönderen bağyan öyle demişti :)

12 Aralık 2008

Golden Sonrası #1 - Keş Fowler

Farkındaysanız sürekli konsept oluşturuyorum. Nedeni bir şey yazmaya üşenmek :)

Bu başlık altında en şahane gol sevinçlerini göreceğiz. Başlığı "Golden Sonrası" diye seçtim. Belki gol sevinci dışında bir şeyler de koyabilirim. Golden sonra olsun da ne olursa yani.

İlk sevincimiz Robbie Fowler'den geliyor. Gördüğüm, bildiğim en yaratıcı gol sevinci olması ilk olmasının nedenidir.




Gelelim hikayesine. Bu bir Liverpool - Everton maçı. Bilindiği üzere derbi. İki taraf da birbirinden pek haz etmez. Üstelik Everton taraftarı Robbie Fowler'den tiksinir. O derece. O sıralar Everton'lu bazı futbolcuların kokain kullandığı ortaya çıkmıştı. Peki Liverpool'un tanrısı bunu öğrenip boş durur mu? Attığı golden sonra bu konuya gönderme yapmayı ihmal etmeyip dalgasını en sağlamından geçmiştir. Sonra federasyon para cezası vermiş sanırım, ama sorun değil. Çok kazanıyordu o aralar :)


İzleyip anlayamayan yorumlarda sorabilir. Açıklamayacağım burda. Spoiler olmasın.

11 Aralık 2008

Bağyan Taraftar #4 - Beauty


Boşuna İspanyolca öğrenmiyoruz...

10 Aralık 2008

Dinamo Kiev - Fener

Bugünkü Dinamo Kiev - Fenerbahçe maçıyla ilgili iki noktaya dokunduracağım.


Türkiye A milli futbol takımının kalecisi bu kadar hatalı goller yer mi? Her kaleci yiyor bunlardan tamam, fakat Volkan'ınkiler bitmiyor arkadaş. Bu kadar hata çok fazla.

Maç öncesi arkadaşıma dedim ki: Şu Guiza sakatlansa, Semih de sakat zaten, başka forvet olmadığından Fenerbahçe hiç gol atamaz. Ama maçı izlerken lafımı geri aldım. Bak cümle böyle daha güzel oluyor: Bu Guiza hep oynasa, Semih de sakat zaten, başka forvet olsa da Guiza kesilmeyeceği için Fenerbahçe hiç gol atamaz.

(bkz: paranla rezil olmak)

Fenerbahçe'nin Yenilmesine Üzülmek

Elbette çok anormal bir şey değil. Olaya Galatasaraylılık olarak bakalım. Blogdaki yazılardan belli oluyordur belki, bunu bir Galatasaray taraftarı olarak söylüyorum. Bir Galatasaray taraftarı olarak Fenerbahçe'nin bugünkü Dinamo Kiev yenilgisine üzüldüm.

Niye?

Sebebi milliyetçi duygularla bir türk takımının avrupa kupasından elenmesine üzülmek değil. Zaten hiç öyle olmadım da. Sebebi bir Galatasaray taraftarı olarak, takımımın Uefa kupasında Fenerbahçe'yle karşılaşmasını kaçırmasıdır. Ezeli rekabette yepyeni bir tat olacaktı bu. Hem de takımımın avrupa kupasına bakışını gösterecekti bana. Çünkü biliyorum ki Galatasaray konu kupa olunca, her sene psikolojik olarak bile 3-0 geride başladığı Fenerbahçe'yi devirecekti. Kolay tur geçme şansı da cabası yani. Ah ulan ah :)

Tabii ki bugün Fenerbahçe kazansaydı yine de karşılaşamayabilirdik, ama bir ihtimal vardı. Kaçtı gitti. Var mı gerisi?
 
Bu blog BloggerV.com üyesidir.