28 Şubat 2009

Lastik Adam

Yaratıcı Basın #1 - Minibüsle Geliyoruz!

Sırf şu fotoğraf yüzünden yeni bir konsept yaratmaya karar verdim. Zaten ülkemiz müsait. Deli gibi materyal çıkacak.

İşte ilk yaratıcı çalışma!



Grafiker(!) burada UEFA kupası finali için yol masrafı olmayacağını betimliyor. Takımın taksi tutmaya parası bile olmadığını da laf arasında söylüyor gibi. Neyse, maçtan sonra limuzinle evlere dönecek kadar para alacağız zaten UEFA'dan :)

Foto İYİ ORTA GOL OLUR'dan. Gazete mi? Bilmiyorum. Tahmin, Fanatik, Fotomaç, Fotospor.


Büyük Kaptanı minibüs şöförü gibi göstermek de cesaret işi bence...

27 Şubat 2009

Futbolu Bıraktıracak Goller #8 - Daddy Cool

Dün akşama özel iki tane futbolu bıraktıracak gol var. İlki Harry Pott.. aman Kewell'dan geliyor. Ben futbolcu olsam, şu golü görüp "böyle gol atamadıktan sonra oynamanın ne anlamı var ki" deyip bi' depresyona girerdim heralde :)




Gecenin ikinci kahreden golü ise SARBİ'den. O kadar yaklaşılmış turu elinden SARBİ'nin alması... Ben daha yorum yapamıyorum. Fransızlar çok üzgündür şu an :)

25 Şubat 2009

Blog İsminin En Güzeli

Blogların güzel yazmak, güncelliği korumak gibi önem verilen özelliklerinin yanında bence isimleri de oldukça önemli. Bu konuya eğilen 3 Puan, futbol blogları arasında en güzel isme sahip blogu seçiyor. Çıkan sonucu anketin fikir babası Mehmet Demirkol'a göndereceklermiş. Büyük ihtimalle o da Spor Merkezi isimli programda sonucu açıklar.


http://www.3puan.net/12/02/2009/en-guzel-blog-ismi/


Hayır illa ki benim blogumu seçin demiyorum :)

Futbolu Bıraktıracak Goller #7 - Juninho'nun Füzelerinden

Hürriyet Video'larını izlemet için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!


Dün Şampiyonlar Ligi heyecanı yeniden başladı. Juninho, Victor Valdes'e kısaca "sen nasıl büyük takım kalecisisin?" dedi. "Hayır bari bi' ellerini kaldırsaydın" da dedi laf arasında.

Yanarım yanarım Rüştü'nün o kalede Victor Valdes'ten daha kötü maçlar çıkarmasına. Bu adamdan daha kötü nasıl olabilir Türk milli takımının kalecisi?

20 Şubat 2009

Golden Sonrası #6 - Adam Olacak Çocuk Orada!


Hagi atıyor, top toplayan Arda Turan yumruğunu kaldırıyor.

Bundan sonra top toplayanlara daha dikkatli bakmak lazım...

18 Şubat 2009

Koro Halinde #3 - Adana'nın Renkleri


Bir Adana derbisi. Mavi taraf Adana Demir, turuncu taraf Adanaspor. Resmen yarı yarıya. İşte derbi bu!

Kaynak
http://topcambazi.blogspot.com/2009/02/derby-della-kebabiya.html

17 Şubat 2009

Satılık Başarı

Alper Tezcan'ı hatırlayanınız var mı? Ben bugüne kadar hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Meğerse bu adam 2000 yılında UEFA kupası kazanan kadromuzda yer alıyormuş. O sene Bologna eşleşmemizde oyuna girme fırsatı yakalamış ve bacağı kırılmış. Daha sonra sakatlıklar peşini hiç bırakmamış, alt kümelerdeki takımlara kadar düşmüş. Kötü bir hayat tecrübesi yaşamış. Fakat, öyle bir anı, öyle bir hatıraya sahip ki Alper, yerinde olmak için elinde ne var ne yok verecek insanlar var bu dünyada: Bir UEFA kupası madalyası.

Fakat o kötü hayat tecrübesi, Alper'e bu madalyayı satışa çıkarmak zorunda bıraktırıyor.

Buradan bakabilirsiniz.



Alper, her fırsatta "Ben çok iyi bir Galatasaraylıyım." diyen bir insanmış, ki ben inanıyorum. Çok iyi Galatasaraylı olan birinin hayatında başka hiçbir zaman elde edemeyeceği böyle bir hatırayı para karşılığı satması da tepkileri beraberinde getiriyor haliyle. Peki olay ne? Alper'in annesi ve babasının çok acil ameliyat olmaları gerekiyormuş. Yani anlayacağınız gerçekten vahim bir durum. Aynı durumda kalsam, aynı şeyi yapacağımı düşünüyorum. Hatta, daha önemsiz fakat maddi sıkıntı çektiğim durumlarda bile yapabilirim bunu. Hiç gözümü bile kırpmam. Yani bence bu olayda Alper bölümünde bir sorun yok.

Gelelim olayın diğer bölümüne. Bu çocuk Galatasaray'da oynadı, Galatasaray 2000 yılında UEFA kupasını alırken o kürsüde yer aldı. UEFA'nın hazırladığı o madalyalardan biri bu çocuğun boynuna takıldı. O kürsüde Hagi neyse, Hakan Şükür neyse, Bülent Korkmaz neyse, Alper de oydu. Şimdi bu çocuk, annesi babası ameliyat olmak zorunda diye Galatasaray'ın hem maddi hem manevi birçok külfet altına girip, yıllarca çok ciddi bir takım yapılanması kurmak için bu ülkede spor alanında kimsenin göstermediği, gösteremediği sabrı gösterip, kimsenin yaşayamadığı, görmeye gücünün yetmediği mevsimlerde avrupada inanılmaz takımları devirip tüm teknik ve futbolcu kadrosunun boynuna taktırmayı hak ettiği o madalyalardan birini para için, kendi haklı deyimiyle sağlık için, satıyor. YOK YA?

Galatasaray Spor Kulübünün önünde iki seçenek var. Ya bu çocuğun ailesinin sağlık masraflarını karşılayacak ve Alper'den o madalyayı kesinlikle satmamasını isteyecek ya da hem Alper'in sorununu çözmek hem de o madalyaya sahip çıkmak için o madalyayı satın alacak. Ben başka bir yol görmüyorum. Alparslan Dikmen'in vakti zamanında bir yazısı var. Yazıda Galatasaray'ı Alper'e vefasızlık yapmakla suçlayanlara cevap veriyor, Alper'in hem teknik yönetimin hem de yöneticilerin kendisiyle çok ilgilenmesine rağmen alkol-kumar-kadın üçgeninde bir hayat yaşamaya başladığını anlatıyor. O durumda Galatasaray mantıklı bir hareket yapmış. Ama bu durum, o durum değil. Bu durumda ortada Galatasaray'ın tarihinde yer etmiş bir başarıda pay almış bir adamın dramı var. Ne olursa olsun, Galatasaray ismine sahip bir kulüp bu sorunu çözmeli.

Susarak bir yere varılamayacağı açıkça belli sanırım!

16 Şubat 2009

Bağyan Taraftar #11 - Hamile De Olsa Taraftar


Lisede bir ara hamile bir hocamız vardı. Hep düşünürdüm "ya sancısı tutarsa, doğum zamanı gelirse sınıfta ne yapacağız?" diye. Kadının karnı burnuna geldi hala hocalığa devam. Bir gün bir baktık yok. Neyse kurtulmuş olduk stresten.

Bu ablayı görünce aynı stresi yaşadım. Aynı maça gitsem zevk alamam. Ya sancısı tutarsa? Ne yapıcaz ulan?!

15 Şubat 2009

Guiza'sız Fenerbahçe

Dün Hacettepe'ye 7 tane attı. Tamam Hacettepe bu ligin güçsüz takımlarından, maç da kadıköydeydi. Ama bir düşünün, bu maçta Semih yerine Guiza oynasaydı yine 7 olur muydu? Semih'in attığı gollerde topu zaten havaya gönderecekti. Hatta doğru yere koşu yapamayacağı için o pozisyonları yakalayamayacaktı. İki pozisyonda da Semih'in doğru bölgeye koşu başarısı var. Peki, bu maçta Semih yerine Guiza oynasa Alex hat trick yapabilir miydi? Hiç sanmıyorum. Zaten bu nedenle Alex her zaman Semih'in sahada olmasını istiyor.

Peki Aragones ne diyor?

"Bugün şanslı bir günümüzdeydik."

Te allam! Aragones'in tavrı Guiza'ya bu ülkede bir albüm yaptıracak cinsten. İsmi ve kapak tasarımı bile hazır...

Galatasaray'la Alakalı Bir Kehanet

Bu takım Bordeaux'a elenir ve 27. haftaya kadar ligde puan kayıplarına devam ederse, o hafta Ali Sami Yen'de alınacak bir Fenerbahçe yenilgisi Skibbe'yi geçen sene Feldkamp'ın yaptığı gibi istifa* ettirir. Ligin bitimine 7 hafta kala takımın başına Cevat Güler geçer. Takım 7 haftada 7 galibiyet yapar.

Şampiyon olur.

* Feldkamp'ın geçen sene istifa ettiğine değil, yönetim tarafından zorla gönderildiğine inanıyorum. Sağlık sorunu var denilip kovulmasına bir kılıf giydirildi.

12 Şubat 2009

Türkiye Nere Fildişi Sahili Nere?


Dün akşam Türkiye, İzmir'de Fildişi Sahili ile bir hazırlık maçı yaptı. Maçı izleyemedim, nasıl oynadık, iyi miydik kötü müydük hiç bilmiyorum. Aslında İspanya maçı öncesi önem verilmesi gereken noktalar tam olarak bunlar. Ama ben başka noktalara parmak basacağımdır. Dün akşamki maçın iki önemli özelliği vardı.

Birincisi, rakip Fildişi Sahili'ydi. Bu çok sevindirici ve doğru bir tercih. Bize çok farklı bir kültür, çok farklı bir futbol anlayışı. Üstelik avrupanın üst düzey liglerinde ve kulüplerinde oynayan oyuncuları da mevcut. Sürekli avrupa ülkeleriyle hazırlık maçı yapmak güzel değil bence. Futbol sadece avrupa değil. Bunun amerikası var, afrikası var. O sahaya çıkan çoğu oyuncu için de farklı ve iyi bir tecrübe olmuştur bu maç büyük ihtimalle.

İkincisi, maç İzmir'deydi. Futbolu, iyi takımların maçını çok özleyen İzmir seyircisi 40.000'in üzerindeymiş stadda. Müthiş bir haber! Özellikle bir hazırlık maçı için bu sayı gerçekten sevindirici. Her zaman bahsettiğim bir şey vardır. Bu muhabbeti siyaset üzerine de, kültür üzerine de, spor üzerine de yapabilirim. Yapıyorum da. Şöyle ki, koskoca İzmir'in hiç mi zengin iş adamları, sanayicileri, belediye başkanları, "İzmirli" ruhu taşıyan adamları yok allah aşkına? Şu popülasyonun futbol aşkını, özlemini görüp neden İzmir'in güzide takımlarından birini kalkındırmayı düşünmezler? Neden o takımları Süper Lig'e taşıyamazlar? Bakın, bunu federasyondan falan beklemiyorum, ki bazen federasyonda görev alan kişiler tarafından "Bu şehrin bir takımı Süper Lig'e yükselmeli." açıklamaları geliyor. Aslında onların böyle açıklamalar yapması tehlikeli. Bu açıklamadan sonra gelen başarıya şüpheyle bakar insanlar. Benim bahsettiğim olay, yatırım yapılması. Hem şehir aç, hem de takımların taraftarları, kültürleri zaten Süper Lig'i hakediyor bu şehirde. Bu desteği sağlayan kişiler karşılığını da kesinlikle alacaklardır.

Hemen bu konuya bir örnek verelim. Vestel ve Manisaspor. Başka da bir şey demiyorum!

09 Şubat 2009

Forma Arkası #5 - NAKATA 7


Not every girl loves Beckham.

Golden Sonrası #5 - Teker Teker Gelin!

İngiltere ikinci liginde Swindon Town diye bir takım var, iddaacılar bilir. Maç hakkında hiçbir bilgim olmadığı için şöyle bir cümle kuracağım, geçen gün oynanan bir maçta golü atan Atkinson, öyle bir sevinmiş ki, yani hem bireysel başarı, hem takım oyunu. Sırf bu sevinç yüzünden bu takımın daha sonraki maçları izlenebilir.





Hemen "bizde olsa..." bahsini başlatıyorum.

Bizde olsa, o hakem rocky'ye bir kırmızı kart gösterirdi. Diğerleri itiraz eder, onlardan da iki kişi atılırdı. Taraftar küfre başlar, köşeyazarları ve kulüp resmi siteleri "bu hakemlerle lig devam etmez" temalı yazılarına başlamışlardı.

Başka yorumu olan?

GALATASARAY.ORG DÜZEYLİDİR


Söz konusu yazıyı hepiniz biliyorsunuz. Galatasaray yönetimi, resmi sitesinde GALATASARAY TÜRKİYE'DİR başlığını attığı bir yazı yayınladı. Cumartesi günü oynanan Kayserispor maçındaki hakem hataları yüzünden hakeme, mhk'ye, federasyona "ayağını denk al" diyen, tehdit eden, açık açık "biz olmassak siz olamazsınız" diyen densiz, düzeysiz, saçmasapan bir yazı. Ne "senaryo" kelimesini kullanıp "tüpçü"lerden bir farkımızın bırakılmaması hakkında, ne de gerçekten kendi lehine yapılan hatalarda sesini çıkarmayan bir yönetimin canı yanınca böyle davranması hakkında bir şeyler söylemek istemiyorum. Zaten bilinçli, bu renklere gönül verse de olaya objektif bakabilen çok kaliteli birçok yazar yazdı bu konu hakkında. Ben başka bir konuya parmak basmak ve isyan etmek istiyorum.

Bugüne kadar Galatasaray'ın resmi sitesi, benim için Türkiye'de bir kurumun sahip olduğu en düzeyli internet sitelerinden biriydi. Bunu yaratan, kişisel görüşlere, anlık çıkışlara yer vermemesiydi, ezeli rakiplerine saygısıydı. Hakkı yendiğinde karşı tarafa "diğerlerinin" yaptığı gibi değil, resmi bir kurum gibi cevap vermesiydi. Benim gözümde bu özelliklerini yaptığı açıklamayla kaybetti.

Adnan Polat gibi, Adnan Sezgin gibi yöneticilik vasıflarının yüksek olduğunu düşündüğüm insanların altında imzasının olduğu açıklamalar bunlar. Onlardan tek beklentim, böyle bir açıklama ihtiyacı duyuyorlarsa, bunu herhangi bir muhabire yapmalarıdır. Zaten onlarca düzeysiz futbol programı peşlerinde dolaşıyor, bu çok da zor olmasa gerek. Bunu yapamıyorsanız başka bir şey bulun, blog açın, yazı yazın, kanallara mektup gönderin.

Ama ne olur, Galatasaray.org'u rahat bırakın!

04 Şubat 2009

Belalı Sivas

Ligde yendi, kupada eledi. Galatasaray'ın kazanma olasılığı olan 3 kupadan(UEFA'yı da kattım evet!) birini aldı bile. Kaldı iki. Ligin son haftası, yani 34. haftaki karşılaşmanın ismi belli: Galatasaray - Sivasspor. Eğer o gün de Galatasaray'ın elinden bir diğer kupayı alırlarsa bu iki takım arasında ilerki yıllarda çok büyük bir rekabet görebiliriz. Nefrete dayanan bir rekabet hatta.

Bu Sivasspor iyi ki UEFA kupasında yok. Ordaki olası bir eşleşmede de Galatasaray'ı eleme şansları oldukça yüksek olurdu :)


Bonus tespit: Nerde o 2000 yılındaki penaltı isabet oranı?

03 Şubat 2009

Bağyan Taraftar #10 - Ayşe Nine


Bordomavi.net'te yazdığına göre sanırım ismi Ayşe Nine imiş. Çok sağlam taraftar olduğu belli :)

Sanırım şu ana kadarki 10 Bağyan Taraftar arasında en güzeli de bu.

Tribünün Sesi #2 - You'll Never Walk Alone

Kaç takımın belli bir marşı vardır? Kaç takım tüm dünyaya tanıtmıştır o marşı? Herkesin bildiği, takımla özdeşleşmiş bir marş.

Ben Liverpool'dan başkasını bilmiyorum galiba.

"You'll Never Walk Alone" (Asla Yalnız Yürümeyeceksin) ile başbaşa bırakıyorum sizi. Anfield'deki İstanbul ve Türkiye hayranlığına dikkatinizi çekerim.




Gelelim mi sözlere;

When you walk through a storm,
Hold your head up high,
And don't be afraid of the dark.
At the end of a storm,
There's a golden sky,
And the sweet silver song of a lark.
Walk on through the wind, Walk on through the rain,
Though your dreams be tossed and blown..

Walk on, walk on, with hope in your heart,
And you'll never walk alone.......
You'll never walk alone.

Walk on, walk on, with hope in your heart,
And you'll never walk alone.......
You'll never walk alone.


Allah herkese böyle taraftar bütünlüğü nasip etsin :)

NOT: Biliyor musunuz? Bu tezahürat Pink Floyd'un Fearless şarkısında da duyuluyor. Hem Pink Floyd, hem Liverpool. İlk duyduğumda şaka sanmıştım. Değilmiş!








Şarkının başlarında çok kısık ama şarkının sonunda gayet yüksek bir seste duyabilirsiniz tezahüratı.

Gelelim mi sözlere yine;

you say the hill's too steep to climb
just climb it
you say you'd like to see me try
climbing
you pick the place and i'll choose the time
and i'll climb
the hill in my own way
just wait a while for the right day
and as i rise above the tree lines and the clouds
i look down
hear the sound of the things you said today

fearlessly, the idiot faced the crowd
smiling
merciless, the magistrate turns 'round
frowning
and who's the fool who wears the crown?
and go down in your own way
and every day is the right day
and as you rise above the fear-lines in his brow
you look down
hear the sound of the faces in the crowd

Çevirisi de ekşi sözlük'ten geliyor;

tepenin tirmanilamayacak kadar dik oldugunu soyluyorsun, tirmanirken
beni denerken gormek istedigini soyluyorsun, tirmanirken
yeri sen sapta, zamanini ben belirleyecegim
ve tirmanacagim tepeye kendi yontemlerimle
yalnizca bir sure bekle dogru gunun gelmesini
ve ben yukselirken agac cizgisinin ve bulutlarin ustune
a$agiya bakacagim duyunca sesini
senin bugunku sozlerinin
korkusuzca kalabaliga bakti budala, gulumseyerek
zalim sulh hakimi arkasini donuyor, ka$larini catarak
ve kim o taci takan ahmak
ku$kusuz kendi yontemlerinle
ve her gun dogru olan gundur
sen yukselirken onun altindaki korku cizgilerinin ustune
a$agiya bakacaksin duyunca sesini kalabaliktaki yuzlerin

02 Şubat 2009

Mehmet Güven'in Görevi

Şu adamı beğenen tek bir Galatasaray taraftarına rastlamadım henüz. Ben de onlardan biriyim. Fakat kimse Mehmet Güven'in şu kadrodaki önemini göremiyor bence.

Ortasahada kimi görmek ister Galatasaray taraftarı bu kadroda? Kendi beklentilerimi sayayım, Mehmet Topal, Linderoth, Ayhan Akman, Barış Özbek ve gerek kalırsa Fernando Meira. Bu 5 isimden ikisi aynı anda ortasahada bulunmalı bana göre. Futboldaki en önemli pozisyonda oynuyorlar. Ve hepsi de çok kaliteliler. (Tahtaya vuralım:)

Ortasaha oyuncuları, oyunun iki tarafını da yaşayan bir pozisyonda oldukları için belli bir dakikadan sonra oyuna devam edemeyecek kadar yorulmaları, oyundan düşmeleri beklenebilir. Aynı zamanda stoperler kadar olmasa da kart görmeye, forvetler kadar olmasa da sakatlanmaya meyilliler. İşte tam burada Mehmet Güven devreye giriyor. Bana göre Mehmet Güven, Galatasaray'ın bu deli kadrosunda sahadaki oyuncunun kart görme, yorulma, sakatlanma ihtimallerine karşı kadroda bulunması gereken bir oyuncu. Öyle olmalı. Takım skor üstünlüğünü yakaladıysa, Ayhan Akman kırmızı kart görmek için hakemi kovalıyorsa, Linderoth uzun zamandır sakatlanmıyorsa, oyuna Mehmet Güven girmeli. Girmeli ki o adamlar dinç kalsın, kart görüp bir sonraki hafta cezalı olmasın. Mehmet Güven bu. Ben bundan fazlasını beklemiyorum ondan.


Umarım ilerde belli bir kaliteye ulaşır da bu yazıyı yazdığım için beni üzer. Hem üzülürüm hem sevinirim Allahıma!
 
Bu blog BloggerV.com üyesidir.