30 Ağustos 2009

Kıl Hakem

video

Üzülmez'in Rooney'e Cevabı

Birkaç gün önce Şampiyonlar Ligi grup kuraları çekildi. Manchester United'ın yıldızı Wayne Rooney, kurada kendi gruplarına bir Türk takımının düştüğünü görünce kendi Twitter hesabından bir şey yazdı:

"Turkey I like Turkey really nice with stuffing apple sauce & roasted potatoes >>>> haha can't believe I've scored 101 goals for Utd" http://twitter.com/realwaynerooney

Bence şahane olay. Espri iğrenç tamam, bir milletle dalga geçtiği için değil yani, yazdığı şey komik değil. Fakat bir sporcunun böyle şeyler yapmasını seviyorum. Espriler daha komik olsa tadından yenmez tabi. Neyse, Rooney bunu yapınca bizim millet boş durur mu? Yuhaladı, tepki gösterdi. Hatta bu tepkilerden sonra Wayne Rooney yine Twitter hesabından özür dilemiş diye duydum. Ama şu anda öyle bir şey yok, yazmış silmiş olabilir tabi, bilemem o kadarını.

Şimdi gelelim bu yazının nedenine. Rooney'e gereken cevabı İbrahim Üzülmez vermiş. Hem de Milliyet'in dediğine göre TOKAT GİBİ CEVAP! :

"En azından tanımasa da karşısındaki meslektaşına ayıp. Futbol çok değişken bir oyundur ve kimin ne sonuç alacağı hiçbir zaman belli olmaz. Kendilerini bizden üstün görmeleri, ayrıca bir avantaj. İnönü'ye ne havalarla gelenler oldu ve nasıl döndüler, bunun örnekleri çok. İlk maç İstanbul'da, yani Manchester United misafirimiz olacak. Türk misafirperverliğini görecekler. Meslektaşıma son olarak şu mesajı ileteyim; misafir umduğunu değil bulduğunu yer"

Şimdi gönül ne isterdi biliyor musunuz? İbrahim Üzülmez açsın bir Twitter hesabı, follow etsin Rooney'i, reply yapsın yazdığına, "Yu it vat yu get, nat vat yu vant!" falan yazsın, ortalık kızışsın. Ama nerdee? Ulan Türk basınına açıklama yapınca Rooney görecek mi sanıyosun? Direkt ona ulaşıp desene bunu. E-mail falan at bari lan! Bak adam sosyal medya yapmış, sen hala ne diyon?

Bi de örnekleri çok dediği havalanan takımlar kimler acaba? Ah be İbrahim, anlamıyorum seni.

25 Ağustos 2009

Tribünün Sesi #4 - El Salla Frank Rijkaard



Kıvırcık saçlarına
Ak düşmüş uçlarına
Cimbom taraftarına
El salla Frank Rijkaard

Kaynak: Gel Gidersin

Futbolu Bıraktıracak Goller #15 - Elanooooooooo



Elanoooooooooo

Kaynak: Gel Gidersin

3. Hafta

Yoktum ben buralarda. Ne maç ne özet izledim. Haftaya artık :)

20 Ağustos 2009

Forma Arkası #17 - McDennis

İskoçlara özgü bir forma arkası yaratmış deNNis. "Mc" orda soyadlarda kullanılan bir hede, bizdeki "oğlu" gibi bir şeymiş. DENNIS adamın kendi nicki zaten :) Çok güzel olmuş kanımca. Bizle paylaştığı için teşekkürleeer.

Bu arada şu forma ne güzel ya!

deNNis'in blogları için
tık
tık

18 Ağustos 2009

2. Hafta

Öyle bir haftasonu geçirdim ki, lig maçlarını görmeye mecalim yoktu. Üstelik bu hafta oynanan maçlardan birini tv'de, bir diğerini stadda izledim. Buna rağmen alakam yoktu bu hafta!

GALATASARAY
Galatasaray'dan başlayalım, hep yaptığım gibi. Galatasaray bu hafta Denizlispor'u ağırladı. Milli maç sonrası savunma hattı neredeyse komple yedekti. Bu doğru bir şey mi? Bence değil. Tabi şöyle bir soru da sorabiliriz; sahaya asların yerine çıkan stoperler kötü adamlar mı? Hayır. Ama stoper işi devamlılık işi, istikrar işi. Eğer bütün sene Servet-Gökhan Zan gideceksek onlar sağlıklı oldukları her an sahada olmalılar. Hala alışamadılar, asıl alışacakları yer lig maçları. Sağda Uğur Uçar zaten Sabri'yi kessin istiyoruz. Umarım Rijkaard da istiyordur. Soldaki Volkan Yaman'a hiçbir şey demiyorum. Rijkaard'a diyorum: Bu adam Hakan Balta'nın yedeğinin yedeği olmalı. Yani üçüncü tercih.

Keita'ya gelelim. Taraftar bu adama ne kadar tapacaksa o kadar küfür edecek. Sahadaki en bencil Galatasaray oyuncusu. Bunun nedeni de bence pas atmayı bilmemesi. O yüzden atmıyor, topla 3-4 kişinin arasına giriyor. Ne zaman pas atmak, orta yapmak istese pozisyonu bitiriyor. Farklı bir yenilgide günah keçisi olur bu adam. Ama ne olursa olsun Galatasaray'ın böyle bir oyuncuya ihtiyacı vardı. Bazı yönlerini maruz(mazur muydu ya da bilemedim) görmek lazım.

Arda Turan geçen haftaki maça göre biraz tutuk olsa da iyiydi, asıl tutuk olan Baros'tu. Umarım bu sene bir 2008-2009 sezonu Guiza'sı kazanmayız. Harry Kewell hiç oynamadı bence. Ama tecrübe konuştu. Maça çok büyük katkılar yapmış oldu.

TRABZONSPOR
Galatasaray'ın maçının bittiği gece(ki gece bitti, ne geç saatte oynandı öyle) metroda akan görüntülerden öğrendim bu maçın sonucunu. Genelin şaşırdığı gibi ben de çok şaşırdım. Şaşırmamın nedeni biri büyük takım biri küçük takım gibi yüzeysel bir bakış değil, Trabzonspor'u beğenmemdi. Kazalar olur ya her sene iyi takımlara, onlardan da olabilir. Göreceğiz.

Bir de insanların ağzında "Lazlar Kürtlere yenilmiş" lafı var. Eee?

FENERBAHÇE - SİVASSPOR
Bu hafta bu iki takım oynadığı için ikisini aynı anda yazacağım. Fenerbahçe'nin Sivasspor'u konuk ettiği maçı bir ton Fenerli aile eşrafıyla beraber izledim. Kanımca sıkı maç oldu. Maç öncesi evde bir "bu sene Sivasspor o Sivasspor değil, dağıldı" yorumları vardı. Ben anlamıyorum bunu. Ulan ligde bir maç yapmıştı bu takım, Fenerbahçe ile beraber ikinciyi yapacak. Anderleth'den fark yedi Belçika'da. Hani şu her sene avrupada olan Anderleth. Geldi en büyük silahı olan Sivas'ta babalar gibi yendi. Bu takım bu sene hiç haketmiyor bu lafları. En azından şimdiden. Ben Sivasspor'un Fenerbahçe karşısında oynadığı futbolu beğendim. Karşındaki takım Fenerbahçe, stad Saraçoğlu. Tabi ki Fenerbahçe daha atak oynadı, daha çok pozisyon buldu. Galibiyeti hakeden taraf Fenerbahçe idi. Ama Sivasspor da iyi mücadele edip 2-3 pozisyon bulabildi. Birini atsa maçın gidişatı değişir. Bir sorun var denecekse orda var denilebilir bak. Sivas'ın forvet hattında sorun var.

Fenerbahçe çok iyi pas yapan bir takım haline gelmiş. Öncelikle gözüme çarpan ilk oyuncu Emre Belözoğlu. Bu seneye çok formda girdi. Müthiş oynuyor. Onun bu formu milli takıma da olumlu yansıyacak diye düşünüyorum. Ayrıca Fenerbahçe'nin bu sene en etkili oyuncusu olacak derim. Bu senenin iyi işler yapacak forveti Guiza tutuktu. Her sağlam savunmaya karşı olduğu gibi. Bir Semih vardı ona ne oldu? Guiza böyle iken bile girmeyecekse yazık olacak kendisine. Stoperlere bakarsak, evet, bu takımın Lugano'ya ihtiyacı vardı. Anlaştılar. Önder'le olacak gibi değil.

Andre Santos'dan da bahsetmemek olmaz. Bu sene Fenerbahçe'ye sınıf atlatacak oyunculardan olacağı çok belli. Uluslarası çapta bir oyuncu. Attığı golün ise yılın golü olma potansiyeli var diyorum.

BEŞİKTAŞ
Ne görüntülerini izledim, ne de maç hakkında bir şey duydum. Sanırım etrafımda Beşiktaşlı sayısı az. Sadece Beşiktaş'ın 2-0 kazandığını ve nedenini çözemediğim bir şekilde maçın seyircisiz oynandığını biliyorum. Bir de Kızılay logosunun numaranın üstünde çıktığını. Güzel hareket!

Bu seferlik sadece bunlar olsun.

13 Ağustos 2009

11 Ağustos 2009

1. Hafta - Lig Başladı!

Öncelikle "lig başlayalı 5 gün oldu" yorumlarınızı çok sevdiğimi belirtmek isterim. Yazıma geçerim.

Galatasaray taraftarı olduğumdan dolayı Galatasaray'la başlayacağım.

Galatasaray
Bu sene çok farklı olacak! Ama bi' dakka, geçen sene de farklı olacaktı? Yok yok, bu sene daha farklı olacak! Dünya çapında transferler, sorunlu oyunculardan vazgeçilmesi, Arda'nın geçen sezondan bu maça kadar sanki üç dünya kupası görmüş kadar olgunlaşması ve en önemlisi, teknik kadronun kalitesi bu sene Galatasaray'ı sadece geçen seneden değil, tüm Galatasaray tarihinde çok farklı bir noktaya getiriyor.

Galatasaray bu sezonu erken açmak zorunda kaldı. Elemenin de elemesini oynadı bu takım, ki dikkatinizi çekerim, bu elemenin elemesini UEFA kupası için oynadı. Bir kere daha dikkatinizi çekerim, bu UEFA kupası için oynanan elemenin elemesini Frank Rijkaard'ın takımı oynadı. Resmen REZİLLİK! Galatasaray'ın geçen seneye göre farklarından biri 2010-2011 sezonuna ligi en erken açan takımını bırakmaması olsun. Sadakallahülazim!

Kolay eleme maçlarını çok farklı oyuncular deneyerek hazırlık maçları edasında bitirdik. Bizim nasıl bir takım olduğumuzu görmemiz için Türkiye'nin dişli bir anadolu takımına konuk olmamız gerekiyordu. Bence bu kriter bir Fenerbahçe veya Beşiktaş derbisine göre çok daha gerçekçidir. Bu takım aslında şanssız bir biçimde ilk haftadan Gaziantepspor oldu. Hep korkarım ben onlardan bilmem niye. Maçı izleyemedim, hatta skorunu eve çok geç geldiğim bir saatte öğrendim(Sahi, neden maç mesajları gelmedi bu hafta Turkcell?). Özetlerden izlediğim kadarıyla şunu açık ve net bir şekilde söyleyebilirim: Arda Antep'i ... Çok kısa bir pasaj seyretmeme rağmen oldukça etkilendim. Zaten ne kadar etkili bir oyuncu olduğunu biliyorduk. Fakat farklı bir sorumluluk, farklı bir olgunluk gelmiş Arda'ya. Ya da yüklenilmiş diyelim. Yönetimin Arda'nın bu noktaya gelişinde payı yüksektir diye düşünüyorum.

Galatasaray dedik, Arda dedik. Fakat şunu da ekleyelim, Gaziantepspor'un defasında büyük problemler vardı, zaten bir golümüzü bu şekilde attık. Yani Arda iyi güzel, Galatasaray öncesine göre daha derli toplu ama karşısına gelsin bakalım bir "catennaccio" neler olacak. Çok meraktayım!

Beşiktaş
Yine özetlerden izlediğim kadarıyla söyleyeceğim, ben Beşiktaş'ı çok beğeniyorum. Geçen seneye göre çok daha iyi takım oldular şahsi kanaatim. Diğer takımlardan farklı olarak iyi takımın çok daha iyi olmasını sağladılar. İBB ile beraberlik başarısızlık mı? Hiç de bile. En iyi zamanı olsa bile oraya gidip yenilebilir Beşiktaş. Defans ve ön libero oyuncu seçimlerini çok kaliteli yaptılar, forvete henüz forma girememiş(askerlikti, sakatlıktı) Nihat'ı aldılar. Daha ne olsundur? Nihat'a ne gerek vardı diyenler var. Bence bu adam formda olduğu zaman çoğu avrupa yıldızını yedekte oturtacak kadar hayvan oynuyor. O yüzden o formu yakalamasını beklemek lazım. Fakat kendisi tipik bir Emre Belözoğlu vakası. Çok sakatlanıyor yahu!

Orta sahaya Yıldıray'ı alan bir Beşiktaş oradan gelecek yaratıcılık ihtiyacını da gidermiş olur. Hem de neredeyse bedavaya alıyorlar adamı. Beşiktaş da bir Haldun Üstünel buldu sanırım.

Fenerbahçe
Bu maç ne kadar sürdü bilemiyorum ama maçın oynandığı akşam hangi mekanın önünden geçsem maç hep devam ediyordu(ki arada saatler oynuyor). Farkettim bir bokluk olduğunu bu işte. Neyse, ben bu seneki Fenerbahçe'yi henüz çözemedim. Geçen seneye göre daha iyi oldukları gün gibi ortada zaten. Fakat ne kadar iyiler? Bu benim kafada bir soru işareti hala. İki olumlu nokta gördüğümü söyleyebilirim buna rağmen. Birincisi, daha hırslı, buraları iyi bilen, Fenerbahçe'yi çok daha iyi bilen bir teknik direktör. Daum'la gerçekten 3 sene üst üste Türkiye şampiyonu olunur. Öyle bir adam. İkincisi, geçen senenin son maçlarında çıkış yapınca bana "ohhh bu herif şu golleri attığı için bir sene daha takımda kalır ahahahaho" yorumlarını yaptırıp sevindirten Guiza. Birkaç maçtan belli oldu ki Guiza bu sene geçen seneki performansının tam tersi bir rota çizecek. Acaba gerçek performansı bu mu yoksa geçen sene ki mi? Bilemedim. Ama oldukça fazla gol atacağı belli. Umarım bu süreçte Semih'i unutmazlar. Hayır, milli takım adına üzülürüm yani, yoksa banane!

Trabzonspor
Hiç bilmediğim bir teknik adamla(şu an adını bile hatırlamıyorum) başladı Trabzonspor lige. Normalde ne beklerdik Trabzonspor'dan, Samet Aybaba olur, Yılmaz Vural olur, Türkiye ligine sıkışmış kalmış adamlardan birini takımın başına getirmesini. Ki sene başında da öyle oluyordu ki isyan çıktı. Sanırım bu Trabzonspor için iyi oldu. İlk maçtaki oyununa bakınca...

Öncelikle şunu söylemek lazım. Trabzon'da hoca olmak zor. Futbol dışında birçok şeyle uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Hatta futbol dışında her şey ile. O noktaya gelen hoca çok oldu Trabzon'da. Bu hocayı pek bilmiyorum ama o karakterde bir hoca olmadığı aşikar. Nasıl diyelim, küçük bir başarısızlıkta futbol dışı etkenler çok boğarsa bu adamı hemen gidecek gibi bir izlenim veriyor bana. Gitsin zaten, Trabzon da akılllansın.

İlk oynadığı maça bakarsak Trabzonspor'u oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Hatta 4 büyükler içinde en beğendiğim onlar oldu. Hücum hattında bir farklılık var. Paslaşmalar oldukça etkili. Bunda yeni hocanın büyük katkısı var diye düşünüyorum. Geçen sene tüm takımı değiştirmişti Trabzonspor. Bu sene o kadro daha oturmuş olmalı. Çok uzun zamandır beraber oynayan bir kadro gibi paslaşıyordu takım. Bu sadece Trabzonspor için değil, hem ligimizin seyir zevki hem de o pası yapacak adamların milli takımın kalitesini çıkarttığı kademe bakımından oldukça önemli. Bu sene çok merak ediyorum Trabzonspor'u!

Bir de Ceyhun için bir şey söyleyelim. Hayvan mısın birader?

Sivasspor
Son iki senenin en istikrarlı ve başarılı takımı Sivasspor, daha iyi bir takım olma yolunda sancı çekiyor. Daha çok pas yapan, topu daha çok ayağında tutan takım olmak isteği saygı duyulacak bir düşünce. Bunu aynı oyuncularla başarabilirler mi? Bilmiyorum. Fakat olacaksa bile olana kadar çok sıkıntı çekeceklerini düşünüyorum. Eğer bunu başarabilirlerse helal olsun diyeceğiz ve Sivasspor'a saygım bir kat daha artacak. Her ne kadar sevmesem bile...

İlk hafta bahsedeceğim takımlar bu kadar. Daha sonraki haftalar bu takımlara Bursaspor ve Kayserispor'u katabilirim. Bakalım neler olacak, göreceğiz.

08 Ağustos 2009

Çakma Linderoth

İddia ediyorum, Galatasaray'ın 2 sene önce transfer ettiği bu adam Tobias Linderoth değil! Adrian Ilie'nin kardeşi Sabin Ilie gibi bir şey galiba bu olay. Çakma lan bu adam! Bak bu fotoğrafta benzemiyor da. Valla var bu olayda bir bokluk!

"
Linderoth yine sakatlandı

Netanya maçında sakatlanarak oyundan alınan Galatasaraylı Tobias Linderoth'da bu kez menisküs yırtığı tespit edildi. İsveçli futbolcu yaklaşık 2 ay oynayamayacak.


"

http://www.ntvmsnbc.com/id/24989907/

05 Ağustos 2009

Haşmet Babaoğlu Ofansif Okuyormuş!

Son zamanlarda takıldığım bir başka futbol ortamı var. Bir ara nasıl bir yer olduğunu yazıp anlatacağım burada. İsmi Ofansif. Göz atmanızı öneririm.

Bugün Haşmet Babaoğlu Sabah'daki köşesinde son zamanlarda girdiği ve okuduğu siteleri yazmış. İlk sırada Ofansif var.

Şöyle demiş: " Tribünler internete indi... Son zamanlarda en hoşuma giden futbol tartışma sitelerinden biri. Bir bakın derim. www.ofansif.com. " Yazı şurada.

Bir spor yorumcusunun böyle ortamları okuduğunu bilmek sevindiriyor beni. Sizi bilemeyeceğim dostlar.


Bu arada kendisi Ofansif'e üye mi acaba? Üyeyse ismi ne? Şu yazıda bir tartışılmış. Birkaç güne ortaya çıkar belki :)

03 Ağustos 2009

Beşiktaş'ın Mor Formayla İmtihanı

video

Böyle şeyler yapmayı hiç sevmesem de, günlerdir "ohohohahaoahaaa mor forma giyiyonuz lan hihoheaoahhoahaaohahhohhaahaaha" diye dalga geçmeye çalışan Beşiktaş'lı arkadaşlarıma sevgilerimi göndermek adına yaparım bunu. Yaptım evet!

Sergen topu iyi atmış bu arada araya.

02 Ağustos 2009

Yok Daha Neler Turgay


Futbolcuları reklamlarda kullanmak her dönemde vardı tabi.

"büyük..." bu ne be? :D

Futbolla Özdeşleşmiş Şarkılar #2 - We Are The Champions

Futbolla özdeşleşik şarkıların ikincisine hoşgeldiniz!

Bu paylaşımımızda, tüm dünyadaki stadlarda (iddia ediyorum) en az bir kere bile olsa çalınmış, kupa törenlerinin vazgeçilmezi, Queen'in eşsiz eseri We Are The Champions'ı dinleyeceğiz.








Aslında bu konseptin birinci şarkısı olmalıydı We Are The Champions. Dünya kupasını kazanan ülkenin müzik listelerinde ilk sıralara yerleşen bir parçadan bahsediyoruz çünkü. Ülkemizde de çoğu takım stadlarında çalmıştır. Kupa törenlerimizde de çalınır hatta. Milli zaferlerimizde de başvurduğumuz yegane global şarkılardandır. Freddie Mercury şarkıyı yapmadan önce tüm dünyadaki bu eksikliği görmüş demek ki. Yaptığı şu açıklamadan da anlaşılabiliyor. Açıklama aynı zamanda şarkının farklı manalar taşıdığı iddialarına da cevap verir cinsten:

"it’s the most egotistical and arrogant song i’ve ever written. certainly it's 'a relationship that could be, but i was thinking about football when i wrote it. i wanted a participation song, something the fans could latch on to. it was aimed at the masses; i thought we'd see how they took it. it worked a treat. when we performed it at a private concert in london, the fans actually broke into a football chant between numbers. of course, i've given it more theatrical subtlety than an ordinary football chant. you know me. i certainly wasn't thinking about the press when i wrote it. i never think about the british music press these days. it was really meant to be offered the musicians the same as the fans. i suppose it could also be construed as my version of i did it my way. we have made it, and it certainly wasn't easy. no bed of roses as the song says. and it's still not easy."

Ne diyeyim, yürü be abim!

Sözler:
i've paid my dues
time after time
i've done my sentence
but committed no crime
and bad mistakes
i've made a few
i've had my share of sand kicked in my face
but i've come through

we are the champions - my friends
and we'll keep on fighting - till the end
we are the champions -
we are the champions
no time for losers
'cause we are the champions - of the world -

i've taken my bows
and my curtain calls -
you brought me fame and fortuen and everything that goes with it -
i thank you all -

but it's been no bed of roses
no pleasure cruise -
i consider it a challenge before the whole human race -
and i ain't gonna lose -

we are the champions - my friends
and we'll keep on fighting - till the end -
we are the champions -
we are the champions
no time for losers
'cause we are the champions - of the world -
 
Bu blog BloggerV.com üyesidir.