31 Ocak 2009

Futbolu Bıraktıracak Goller #6 - From Torres to Gerrard

Geçen hafta aynı şehrin iki takımı Liverpool ve Everton biri lig biri kupa maçı olmak üzere iki kere karşılaştı. İki maç da 1-1 eşitliklerle sonuçlandı.

İkinci maçta Liverpool'un golü seyirlik. Aslında Gerrard'ın golü değil de, Torres'in asisti seyirlik. Everton'u komple oyundan düşürdü yaptığı şeyle. Ne yaptı o harbiden öyle be?!






Bu arada bu posttaki futbol bırakacak kişi kaleci Tim Howard olsun.

26 Ocak 2009

Tribünün Sesi #1 - Nevizade Geceleri

Tahmin etmek zor değil evet, yeni bir konsept daha! :)

Maça gitmenin en büyük zevki nedir allah aşkına? O tribünü hissetmek değil midir? Herkesin aynı anda, aynı şekilde hareket edebilmesi değil midir? O tezahüratın bir parçası olmak değil midir?

İşte o parçası olmak istediğimiz tezahürat var ya tezahürat, onlar olacak bu konseptte işte.

Hep ilk başlangıcı Galatasaray'la yapıyorum. Mazur görün. Sonrasında diğer takımlara da yer vereceğim.

İşte tribünden çıkan ilk ses: Nevizade Geceleri!



Füsun Önal'ın efsanevi şarkısı Senden Başka'nın melodisiyle yaratılmış bir tezahürat. Sanırım şu sıralar Galatasaray tribünlerinden yükselen en güzel ses. Hem söylemesi güzel, hem dinlemesi. Hem melodisi güzel hemi de sözleri. Görelim o sözleri;

giden her sevgilinin ardindan
hep biz olduk el sallayan
haykirsak duyarlar mi sesimizi
hangi sevdadan galip çiktik ki

yürüyoruz sessiz ve kederli
nevizade geceleri
inletiyoruz hep çikişinda
istiklal caddesini

boşuna çekilmedi bunca çile
içiyoruz gündüz gece
haykirdik ama duymadi hiç kimse
peşindeyiz her yerde

zaten aşklar hep yalan dolan
sonu hep aci hüsran
bize her sevdadan geriye kalan
sadece galatasaray

cim bom bom'um
cim bom bom'um
canim feda olsun sana
hiç bir şeye değişilmez
senin sevgin bu dünyada

istanbulda deplasmanda
yağmurlarda çamurlarda
kimim var ki senden başka
cimbombomum sen çok yaşa

Hangi Galatasaray'lının maça gitmek gelmedi içinden şu an itiraf etsin :)

NOT: Bu arada bu tezahüratın ilginç bir studyo kaydına rastladım. Onu da dinletelim, öğretelim:


Bağyan Taraftar #9 - Oyş!


Sarah Brandner imiş ismi. Şivayzzeneger'in sevgilisi oluyomuş.

Tebrikleriim yaradanaa...

Romanista Bukowski'den çaldım evet!

25 Ocak 2009

Koro Halinde #2 - Nükleersiz Türkiye!

Bu tam olarak bir koreografi sayılmayabilir. Ama çok anlamlı olduğu da aşikar.




3 Mart 2007. Beşiktaş, İnönü Stadı'nda Galatasaray'ı konuk ediyor. Hatırlarsanız o tarihlerde Türkiye'de nükleer santralleri kurulması gündemdeydi. Bu gibi olaylarda duyarlı olduğunu her zaman gösteren BJK Çarşı taraftar grubu da Greenpeace ile ortaklaşa bir eylem düzenledi. Hem de maçta!

"Nükleersiz Türkiye" başlıklı koca pankart, tribünün üst tarafından Greenpeace üyeleri tarafından sarkıtılıyor. Birkaçı iple aşağıya, pankartın sonuna kadar iniyor. Bu hem pankartın daha güvenli bir şekilde açılmasını hem de dikkat çekmesini sağlıyor.

Amaçlarını Çarşı'nın kaleminden verelim:

ÇARŞI GRUBU’NDAN TÜRK TOPLUMUNA “NÜKLEERSİZ TÜRKİYE” ÇAĞRISI

Çarşı, 25. yılında temiz çevrenin ve bölgesel barışın yanında

Bugün Çarşı olarak 25.yılımız nedeniyle Beşiktaş-Galatasaray maçının hemen öncesinde bir pankart açarak, tüm stadı “Nükleersiz Türkiye” için birleşmeye çağırdık. Çeyrek asırlık bir tarihte Türkiye’nin, hem ABD’ye ait 90 tane nükleer silahı geri göndererek hem de nükleer enerji santralleri yapmaktan vazgeçerek, nükleersiz bir ortadoğunun lideri olmasını istiyoruz. Gerek nükleer yasanın meclis gündemine gelmesi gerek de Ortadoğu’da yükselen gerilim böyle bir çağrıyı zorunlu kıldı.

Topraklarımızda ABD’ye ait nükleer silahları istemiyoruz. Bu silahlar Ortadoğu’daki ülkelere yöneltilmiştir ve bölgedeki istikrarsızlığı artırmaktadır. Bu bombalar tamamen Amerika’nın kontrolü altında. İnsanlarımıza danışılmadan yerleştirilmiş bu silahlar yine bize sorulmadan kullanılabilirler. Nükleer silahlar asker-sivil hedef ayrımı yapmadan kullanıldıkları için masum halka çok zarar verecekler. Olası kaza durumunda ise sonuçlar korkunç olacak.

Ayrıca nükleer enerji hem çevreyi kirletmekte hem de insanlarımızı tehlikeye atmaktadır. Çernobil sonrasında bölgede yaşananlar ortada. Çernobil kazasının sonuçları hemen hemen bütün Avrupa’yı da etkilemişti. Karadeniz bölgemizde artan kanser vakaları biliniyor. Türkiye’de nükleer enerji santrali yapıldığında benzeri bir kaza yaşanabilir. Değeri bu kadar şüpheli bir ödül için almaya kesinlikle değmeyecek bir risk.

Nükleer Yasa, Meclis enerji komisyonundan çeşitli şirketlere birçok avanta verilerek geçirildi. Devlet sorumluluğun büyük kısmını üstleniyor, ve bunu Türk halkının verdiği vergilerle yapacak. Oysa bu kaynaklar güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarımıza ve enerjinin verimli kullanımına aktarılmalı. Dışarıya bağımlılıktan ancak kendi enerji kaynaklarımızla kurturulabiliriz.

Nükleer silahlar da nükleer enerji de zararlı ve gereksizdir. Nükleerden arındırılmış bir dünyayı ancak omuz omuza vererek sağlayabiliriz. Geçtiğimiz 25 yıl boyunca Türk toplumunu önemli konulara dikkat çekmeye çağırdık. “Savaşa Hayır” diye stadlar da ilk bağıran da biz olduk, çünkü bu savaşa Türkiye’nin dahil olmasına engel olmalıydık. Şimdi benzeri bir zorunluluk ile karşı karşıyayız: Nükleersiz bir Türkiye yaratılması…


ÇARŞI GRUBU

Greenpeace'e Teşekkürler

Çarşı'ya teşekkürler. Sevmediğim çok yönü var ama, bu ülkenin bir rengi oldukları, bu ülkede eksik olan çoğu şeyi tek başına kapattıkları bir gerçek. Koreografi yapmıyorlar çok fazla. Az biraz yapsalar ya :)

Bu arada maç 2-1 Beşiktaş üstünlüğü ile bitmiş.

24 Ocak 2009

Karan

Stoperler yok, Lincoln, Kewell yok. Karşındaki lider Sivasspor, hem de kendi sahasında, kendi taraftarının önünde. Zemin felaket. Sivasspor tarafı her ne kadar "zemin kötü, zorlandık" lafları etse de bu duruma sevinmeleri lazım. Galatasaray için bugün menüde bunlar vardı. Peki buna rağmen kazanabilir miydi?

Kazanırdı. Sivasspor üstün bir oyun oynamıyordu, ilk yarı üstünlük Galatasaray'da diyebiliriz bile. İkinci yarı maçı alabilirdi de. Ama sanki az varmış gibi bir olumsuzluk daha oldu. Ümit Karan kırmızı kart gördü.


Ümit Karan saha kenarlarında toplanmış buzlarda kaydı. Ayağa kalkıp sinirden suya vurdu, su yan hakemin üstüne sıçradı. Sonra Ümit, yan hakeme dönüp "Çok ayıp" dedi. Yan hakem de bayrağını kaldırıp orta hakemi çağırdı. O ara Ümit Karan yan hakeme dönüp bir şeyler dedi ama küfür olamaz. Orta hakem üstüne gelirken olamaz. Kırmızı kartın küfür nedeniyle olduğunu söylüyor yan hakem ama bu döngüde nerede küfür var ben anlayamadım. Yani kırmızı kartın haksız olduğunu düşünüyorum. Fakat bu kırmızı kart konusunda çok önemli bir nokta daha var. O da alt paragrafta.

O sahada kırmızı kart görecek biri varsa o da Ümit Karan'dı. Her pozisyonda hakeme bağıran çağıran, itiraz eden Ümit Karan'dı. Seyircinin tepkisini çeken Ümit Karan'dı. Bu durum bir futbolcu için çok zor ve riskli. Kendini bu duruma getirirsen kendine sinirlenince hakem ona sinirlendiğini sanır. "Çok ayıp" dersen küfür etti sanır. Hakkını savunmak istersen saldırıyor sanır. Karan kendini bu durumlara düşürmese belki de o kırmızı kartı görmeyecekti. Kanımca iyi de oldu ona bu kart. Bütün arkadaşlarıma derim, Karan bu ligin en iyi forvetidir diye. Ama bu seneki formsuzluğu gına getirdi. Bu kırmızı kartla gözümde bu sene Yaser Yıldız'ın da altına düştü. Takımdaki forvet sıralamasında en son oluyor o sıra. Bu sene böyle maalesef Karan.

Bir de maç sonu basın toplantısında "Ben hayatım boyunca kimseye küfür etmedim." demiyor mu? Gerek var mı böyle şeyler söylemeye?

20 Ocak 2009

Bağyan Taraftar #8 - Lincoooln Lincooooln

Bu maç Fortuna Düsseldorf ile Galatasaray arasında oynanan bir hazırlık maçı. Lincoln sevgisi takım ayırmıyor :)

Golden Sonrası #4 - Romantik Gol Sevinci


Rodrigo Barbosa Tabata. Antep'in japon-brezilyalı sentezi. Bursaspor'a golünü atıyor, tribüne koşuyor. O kalabalıktan sıyrılıp eşine sarılıyor. Sonra sahaya inip topunu oynamaya devam ediyor.

En romantik gol sevinci seçtim bunu :)

Görüntü mü? Nasıl bulalım canım, dünyanın en değerli ligi bu. Saniyesi kaç paradan başlıyor sen biliyor musun? İspanya, İngiltere gibi ülkeler var ucuz ucuz, oralardan görüntü koyarız merak etme.

12 Ocak 2009

Konsept Sevdalısı

Sağ tarafa bazı blogların sevdiğim konseptlerini koyacağım bundan sonra. Onun başlığı bu. Tavsiye ederim, bakınız, okuyunuz efem...

09 Ocak 2009

Golden Sonrası #3 - Palestina


Frederic Kanoute. Kral Kupası maçında Deportivo'ya gol atıyor. Ardından formasının altından bunu çıkarıyor.

Neler hissettiği yüzünden belli...

Hani Bizim Hiç Kupamız Olmamıştı Anne?


Fotoğraf Fenerbahçe'nin resmi sitesi fenerbahce.org'dan.
Birazdan Photoshop Disasters'a gönderiyorum.

03 Ocak 2009

Forma Arkası #4 - ÇIKARMADAN 5


Anlatmayacağım, terbiyem müsaade etmiyor :) O yüzden;

(bkz: çıkarmadan 5)

02 Ocak 2009

Virüs Giren Stadyum




Katar'dan 11 bin kapasiteli "reklam kokan" bir yapı. Acaba hangi laptop markası sponsor olacak buna?

Yılın Sözü

‘Günaydından daha çok s....git diyorum.’
Luis Aragones











 
Bu blog BloggerV.com üyesidir.