26 Eylül 2009

Futbolu Bıraktıracak Goller #16 - İstemeden Olan Gol



Polonya 2. ligi, Pruszkow - Kluczbork maçı.

Soyadına bütün sessiz harfleri koydurtmuş Norbert Jedrzejczyk'den geliyor gol.

Kaynak: arnawut

25 Eylül 2009

Böyle Şikeyi Bu Gözler Görmedi Hiç

IFK Gothenburg kalecisi Kim Christensen şikenin kralını bulmuş.


Maç öncesi kale direklerini kontrol ediyorum yalanıyla direkleri 10'ar cm içeri çeken bir kaleci. Yıllar boyu yapmış kimse anlamamış. Fakat fotoğrafını gördüğünüz maçın yönetmeni derbinin diğer tarafında belli ki. Bütün foyasını dökmüş.

Videoda da hakemin "şşş birader napıyon?" diye olaya karışmasını görebilirsiniz.

24 Eylül 2009

Eurosport Türkiye Haber Servisi De İnternette Sansüre Karşı!

video



İbrahim Koçyiğit'in güzel sesiyle.

Daha önce de Dağhan Irak yapmıştır bir benzerini:
http://baklavasina.blogspot.com/2009/05/bu-gole-erisim-mahkeme-kararyla.html

22 Eylül 2009

Happy Happy Cool


İyi ki doğmuşsun güzel çocuk. Yoksa nasıl bulacaktık senin gibisini?

21 Eylül 2009

Galatasaray'ın Henüz Oynamadığı Ciddi Rakip

Ne Fenerbahçe, ne Barcelona. O rakip Yılmaz Vural'dı. Al onu da yendik. Sıradaki gelsin ulan!

5'te 5'le başlamış, daha üç gün önce suyun öteki tarafının en güçlü iki takımından birini 3'lemiş hayvan takım, ligin sonuna demir atmış ve bu sene kim gelmiş kim gitmiş belirsizlikleri içindeki mahalle takımı Kasımpaşa'ya gidiyorsa ne olur? Fark mı olur? Olmaz arkadaş, çünkü bunun adı FUTBOL!

Her takım zorlanır, her takım yenilir, herkes herkesi yener klişelerine hiç girmeyeceğim. Sevdiğim başka bir klişe var: Yılmaz Vural. Bu adamın çalıştırmadığı sadece üç büyükler kalmış olabilir bu ülkede. Onların da başına geçebilir bir gün. Galatasaray kümeye oynayacak duruma geldiği gün geçer. Çünkü adamın uzmanlık alanı bu. Kasımpaşa'nın düşmemesini sağlayacak biri varsa o da Yılmaz Vural'dır. Onun aldığı takım genelde ligi en az 15. sırada bitirir. En çok da 12. falan olabilir sanırım. Şimdi Kasımpaşa'yı bir arap şeyhi satın alsa, takıma yıldız üstüne yıldız yağsa ve Yılmaz Vural 10'da 10 yapmış olsa bile eminim ertesi sezon o takımdan bir yol olmaz, alışık değil bu adam böyle şeylere. Herkes kendi işini yapsın. Yılmaz Vural da kendi işini çok güzel yapıyor. Neyse, şimdi bu adamın yeteneği bu ise ve karşı takımın başına da daha yeni geçtiyse o takımdan bir direnç beklenmesi ve sürpriz yapmasını düşünmek gayet normal bir davranış. Ama kimse, ben de dahil kimse ihtimal vermedi bu kadar zorlanacağımıza, herkes maç öncesi fark bekliyordu. O yüzden, çok güzel bir ders aldığımızı düşünüyorum. Bu dersin henüz 6. haftada olması da bizim için çok önemli bir avantaj. Artık eminim ki kimse hiçbir maça kesin gözüyle bakmayacak. Taraftarın düşüncesinin takıma ne katkısı ne zararı olur ki diyebilirsiniz. Ama var. Böyle bakılan bir takıma karşı yapılan maçta tribündeki taraftarın tepkileri farklı olur. Eminim ki bu takımı da etkiler. Taraftarın maçı TAKMASI lazım. Futbolcuya "biz bu maçı istiyoruz"u hissettirmesi lazım. "Kesin yeneriz, çakarız ohooo ölümüz yeter" laflarıyla gidilen bir maçta takımınız 1-0 geriye düşerse senin(bu senin en az 25.000 kişiyi anlatıyor) edeceğin bir küfür, çekeceğin bir üff, tekmeleyeceğin o kapıların, koltukların sesi sahadaki en büyük yıldızı bile etkiler.

Tüm bunları göze alarak genel bir yorum yaparsak, bu seneki takım çok başka, çok farklı ve bu takımın taraftarının da her şeyin farkında, ileriyi gören insanlardan oluşması lazım. Belki çoğumuzu etkilemeyecek ama, Kasımpaşa maçı benim gibi 100 kadar taraftarımıza bunu farkettirdiyse bu maçta galibiyetten fazlasını kazanmışızdır diye düşünürüm.

THIS IS IT

Futbol Dünyasının En Muhteşem 11'i!




1 Kaleci - Alena Seredova - Buffon
2 Defans - Cheryl Cole - Ashley Cole
3 Defans - Tanya Robinson - Steven Taylor
4 Defans - Valentina Zambrotta - Gianluca Zambrotta
5 Orta Saha - Sylvie van der Vaart - Rafael van der Vaart
6 Orta Saha - Oksana Andersson - Christian Wilhelmsson
7 Orta Saha - Amii Grove - Jermaine Pennant
8 Orta Saha - Helen Svedin - Luis Figo
9 Forvet - Melissa Satta - Christian Vieri
10 Forvet - Abigail Clancy - Peter Crouch
11 Forvet - Ilary Blasi - Francesco Totti

Her türlü futbol terimiyle yapılacak espriye açığım! :)

20 Eylül 2009

Levent Erdoğan Kimdir? Bunları Nasıl Der?

Tümden gelelim.

Beşiktaş Türkiye'nin en büyük spor kulüplerinden biri.

En yetkilisi başkan, başkandan sonra asbaşkan(dır heralde).

Beşiktaş'ın en çok yatırım yaptığı spor dalı futbola gelelim. Futbol takımı içinde en büyük yetki teknik adamdadır. Üstelik bu teknik adam bu ülkenin gelmiş geçmiş en başarılı teknik adamlarından.

Beşiktaş'ın dün Kayserispor'a yenilgisi sonrası kulübün başkandan sonra en yetkili olan adamı, futbol takımının en yetkili adamına ve hatta futbolcularına resmen şunları söyledi:

- "Sen başarılı değilsin. Geçen seneki şampiyonlukta senin etkin yok, biz dualarla şampiyon yaptık takımı. Diğer takımlar yenildiği için şampiyon olduk."

Sen nasıl kulüp yöneticisisin? Bu açıklamalara tepki vermeyen nasıl başkan? Bu laflara cevap vermeyen ve istifa etmeyen ne menem bir teknik direktör? Bu açıklamayı duyan Beşiktaşlı futbolcu ne düşünür? Beşiktaş taraftarı bu olaylara yaratıcı beste yapmak dışında ne yapar?

Bana bunların cevabını verin!

17 Eylül 2009

Bu Takımı Kim Yenecek?!

Ben bu lafı Barcelona için söylüyordum. Bugün kendi takımım için söylemek nasip oldu. İlginç olan Barcelona'nın eski teknik direktörünün takımımın başında olması. NELEROLOYOR!

Bugün Panatinaykosu Panatinaykosta devirdik. Maç öncesi sorsan bana, zor derdim. Denk güçleriz tamam, ama taraftardan, atmosferden çekiniyordum. Fakat maçın bir olimpiyat stadında oynanacağını söylememişti kimseler bana. Maç başladı çıt yok, bu mudur atmosfer? Zaten yer yer boşluklar ganisine bereketti. Ara ara bi canlandı taraftar ama o aralar da hep gol yediler. En yüksek ses çıkardıları zamanlar kendi kalecilerini protesto ettikleri anlardı. Kale arkasındaki çıplak taraftarların kollarını sağa sola sallayarak yarattıkları ambiansa hayran kaldığımı da belirteyim tabi. Ben yönetmen olacaktım ki...

Birkaç oyuncumuz hakkında fikirlerimi beyan edeceğim.

Emre Güngör, ailesi kızdığı için masadan hep erken kalkan kız gibisin. Linderoth'dan daha zararlısın, oyuncu değişikliği hakkımızı yiyorsun!

Hayri Kewell, iki maçtır 90 dakika oynuyorsun dikkatimizden kaçmıyor. Üstelik bu maçların biri geçen senenin Türkiye şampiyonuyla, diğeri deplasmanda Yunanların en güçlülerinden biriyle. Ne yaptı bu Frank sana?

Sarbi, nooldu olm sana?

Baros, o bulduğun pozisyonların en az birini daha atsaydın bu yazının başlığı "Yendik MİLAN!" olacaktı. Evet, not alıyorum maç izlerken. Başka bir maça kalsın bu, çalanı döverim!

Elano, yarın tüm gazetelerde ismini yamultarak başlıklar atılacağını biliyor musun? Bilmiyorsun tabi, sen yenisin. "BELANO!", "Yunanlar YALANO"

Keita, bu maçla alakalı değil bu söyleyeceğim ama sana şu "Abdulkadir ramiye ya da unkapanına gidelim" diye giden geyik şarkıyı kullanarak bir tezahürat yazasım var. Sözlerini tutturursam buraya yazarım!

11 Eylül 2009

Türkçe Öğren GS Store!

Galatasaray, Metin Oktay'ın ölüm yıldönümü için özel bir koleksiyon hazırlamış. İyi güzel de, soru eki "-mi" ayrı yazılıyor be arkadaş. Ben bu sweatshirt'ü nasıl alayım da giyineyim?




Al sana Reha Muhtar yuvarlağı


İnanmayan buyursun: http://www.gsstore.org/urunDetay.asp?urunID=5916

08 Eylül 2009

Tarihi nasıl kaçırdık? Adana Demir - Livorno


Her şey şehir efsanesi gibi başlamıştı, Adana Demirspor Livorno'yu konuk edecekti ve biz de tarihi bir olaya tanıklık edecektik. Ne yazık ki şanslı olan 15.000 biletli seyirci dışında 70 Milyon nüfuslu ülkede bunu izleyebilen hiç kimse olmadı. Cuma günü bu ülkede tarihi bir maç oynandı ama futbolun her şeyiyle yankılandığı, her alanda konuşulduğu topraklarda bizim gibi futbolun peşinde bıkmadan usanmadan koşanların elinde hiç bir bilgi yok. Konuşacak bir şeye, yapılacak farklı yorumlara sahip değiliz. Dünya çapında ses getirmesi gereken, Türk futbol tarihinde bir ilk olan, modern futbolu rafa kaldırıp 1950'lerin, 1960'ların ruhunu yaşatan bu tarihi maçı kamuoyumuzun, Türk basınının ve medya kuruluşlarının işgüzarlığı ve ilgisizliği sayesinde izleyemedik. Elimizde DHA'nın 4-5 dakikalık görüntüleri ve kendi yayın kuruluşlarındaki birbirinin kopyası haberleri, NTV Spor'un bir kaç haberi ve çekimiyle Anadolu'dan Futbol'un yazarı Hüseyin'in yazıları var bilgi olarak. Cuma gecesi Türk futbolu için nasıl tarihi ve unutulmaz bir gece olduysa Türk spor yayıncılığı için de aynı oranda tarihi ve utanç dolu bir gece oldu bizce.

Öncelikle DHA ve NTV'nin hakkını verelim, canlı yayın yapmamış olsalar bile ileride bahsedeceğimiz gibi siyasi yönü olan böyle bir müsabakadan bizi haberdar etmek için verdikleri çaba da önemliydi. Özellikle NTV'nin canlı bağlantıları ve Bağış Erten'in oraya gitmesi tatmin ediciydi. Yenilsen De Yensen De'yi sunarken konsept olarak bu maçı temel almaları da zaten işi önemsediklerini gösteriyor. DHA da elindeki görüntüleri diğer yayın organlarıyla paylaştı, kendine bağlı olan bir kaç gazetede haber yaptı bunu. Çaba harcayanların emeklerine ve çabalarına saygımız sonsuz elbette ancak futbol tarihimizde bir ilki yaşadığımız bu festival gibi olayla ilgili tüm verileri 10 dakikada izleyip-okuyup bitiriyoruz. Bu kadar kısa sürmemeliydi bir tarihe tanıklık etmek.

Şimdi Livorno'nun Türkiye'ye gelişinin belli olmasından sonra aşama aşama yaşanan olaylara ve bir tarihin gözümüzün önünden nasıl kaçıp gittiğine bakalım.

O olaya tam anlamıyla girmeden önce şuna değinelim : İlk paragrafın sonunca "bizce" diye kişisel bir ifade kullanmış olabiliriz ancak bunu açmak gerekir. Düşüncemiz bu olsa da kişisel olarak değil, ülke genelinde de hayati önemi olan bir olaydı bu sonuçta. Türkiye'nin 3. kademe ligi olan TFF 2. Lig takımı Adana Demirspor, Avrupa'nın 3 dev liginden biri olan İtalya Serie A'dan bir takımı Türkiye'ye getiriyor. Bu olay sadece Adana Demirsporlular'ı değil, en büyük rakipleri Adanasporlular'ı ve stada giremeyen tüm Adanalılar'ı, Anadolu'da futbolun peşinden koşan tüm tribün emekçilerini, karşılaşan iki ekibin ortak noktası olan solcuları ve solcuların da siyasi arenada en büyük rakibi olan sağcıları da ilgilendiriyor. Maça ilginin ne kadar fazla olduğunu anlamak için İzmir'den Yalı'nın, İstanbul'dan Çarşı'nın, Ankara'dan Alkaralar'ın ve çeşitli yerlerden bir çok taraftar grubu üyelerinin tribünde yer aldığını hatırlatalım. Futbolu kıyısından köşesinden tutan herkes kendini bir de siyasete adayanlar için zaten bulunmaz bir nimetti bu maç.

Artık yayın konusuna geçebiliriz tamamen. Bu maçın oynanacağı kesinleştiği zaman ilk olarak Adana Demirspor ve NTV Spor arasında ufak bir görüşme oluyor. Anlaşmaya varılamıyor ilk aşamada. Tabii bu 2 yönü var, Adana Demirspor ve NTV olarak ayrı ayrı bakmak gerekiyor. Aslında ikisi de farklı açılardan aynı yola çıkıyor ama açıklamalardaki ufak farklılıklar ilginç tezatlara da sebep oluyor. Öncelikle NTV'ye sorduğumuzda NTV tarafından canlı yayın konusunda bir niyet olduğu, görüşmenin yapıldığı ancak anlaşmanın sağlanamayıp sonuçsuz kaldığı söyleniyor. Bu gelişmelerin ardından Adana Demirspor başkanı aynı zamanda bir Adanasporlu da olan Güntekin Onay'ı arıyor ve bu maçın yayını konusunda bir ricada bulunuyor. Araya başkaları da sokuluyor ancak NTV ikinci aşamada pek de niyetli olmuyor yayın konusunda. Kısacası "bakarız" deniyor ve geçiştiriliyor olay. Detaylı görüşüp de anlaşılamama gibi bir durum yok ortada ama devamında da konuşulan bir şey yok. Öylece askıda kalıyor kulüp ile NTV arasındaki görüşme. Olumlu sonuç alınamamasındaki sebebin mali konular mı yoksa maçın siyasi durumu mu olduğu konusunda bir kanaate varamıyoruz yani. NTV'nin bu maçı kimseye kaptırmayacağını düşünürken yayın konusunda ciddi sayılabilecek bir gelişmenin olmayışı bile düşündürücü. Burada ilginç bir nokta da NTV'nin maçı yayınlamamasına rağmen bu işe en çok özen gösteren kanal olması ve diğer kuruluşların önünde yer alması, garip bir tezat oluşuyor bu açıdan bakınca.

TRT cephesinde ise olaylar başka bir boyut alıyor. NTV cephesindeki gibi basit bir ilgisizlik hikayesi değil olay. İlk başta ücretsiz yayınlayalım diyor TRT. Bu işin en tepesindeki kurum olduklarını söyleyip kulüple ücretsiz yayınlanması için anlaşmak istiyorlar, bir nevi ültimatom yolluyorlar kulübe. Ya parasız yayınlarız ya da yayın yapmayız diye. En azından sembolik bir ücret ödenmesi ve az da olsa bu güzel girişim için destek olunması isteniyor kulüp tarafından, TRT para vermemekte direniyor. Kulüp devreye AKP Adana Milletvekillerinden birini sokmak istiyor. Telefon görüşmesi yapılıyor ve TRT'den yayının yapılıp kulübe makul bir ücret ödenmesi yolundaki istekler iletiliyor. Bilin bakalım bir vekil bu tarihi maç için seçildiği ilin takımına nasıl destek oluyor ?.. Herhangi bir girişimde bulunmayıp kendisini vekil seçen ili böyle mükafatlandırıyor. Devletin elindeki kanala bir milletvekili olarak açıp rica etse ve bu maç TRT3'ten yayınlansa herkes tatmin olurdu. Ancak milletvekili bunu yapmadı, TRT yönetimi de bu güzel girişime finansal olarak destek sağlamayınca canlı yayın konusundaki son umut da uçup gidiyor. Tüm bu olumsuz görüşmelerin ve sonuçsuz çabaların ardından TRT maçın siyasi yönünü sebep gösterip yayınlanmama gerekçesini böyle açıklıyor kulübe. Mali konuların önüne perde çekilip ana sebep buymuş gibi gösteriliyor bir bakıma. Gerçi ana sebep olduysa o daha da vahim ya neyse, siyaset olayına girmeyelim, bizim tek derdimiz futbol. Her fırsatta Anadolu takımlarının gelişmesini savunanların, kendi normal reytinglerini fazlasıyla aşacağı neredeyse garanti olan böyle bir tarihi organizasyonu bedavaya getirme çabalarını da Türk futbolundaki kısır döngünün cevabını arayanlar için verilmiş en güzel cevap olarak addediyoruz.

Kaçırdığımız tarihi fırsatın verdiği üzüntü ve buna bağlı hayal kırıklığının etkisiyle elimizin uzandığı her yere uzanmaya çalıştık bize göre medya ayıbı olan bu olayın detaylarını öğrenebilmek için. Bunca bilgiye ulaştıktan sonra üzerine daha fazla yorum yapmak, işin siyasal boyutlarına karışmak pek bizim işimiz değil. Yukarıdaki olaylar çerçevesinde kaçan fırsat konusunda herkes gibi bizim de düşüncelerimiz var fakat bizim aklımız fikrimiz futbol. Bu yüzden kimseyi yönlendirmeden ulaşabildiğimiz bilgileri sizlerle paylaşmak istedik. Gönül isterdi ki stadın kapasitesi doğrultusunda 15 binle sınırlı kalan bu tarihe tanıklık eden birey sayısı çok daha fazla olsun ama olamadı maalesef. Muhtemelen önümüzdeki sezon bir fırsatımız daha olacak bu şölen için. Bu sefer yer İtalya olacak. Bizim medya kuruluşlarımız akıllanır mı bilmiyoruz ama İtalyan TV kuruluşlarının tutumunu da merakla bekliyoruz. Bu tip olaylara son derece alışık olan ve bir çok takıntıyı aşıp demokratikleşmeyi başarmış olan İtalya'da yayın sıkıntısı olmayacağını düşünüyoruz aslında. Olmadı İtalya yollarına düşebiliriz şu heyecan ve merakla...

TV yayını konusunda canlı yayın olmasa bile izleyiciye maç sunulamaz mıydı diye düşünüyoruz. 90 dakika kaydedilir ve maç sırasındaki tatsız durumlar ve siyasi olaylar kırpılıp 60-70 dakikalık çok geniş bir özet şeklinde yayınlanabilirdi.

NOT : Bu yazı ile ilgili eleştirilerinizi ve itirazlarını violafranchi@gmail.com veya tanjuern@hotmail.com adresine iletmenizi rica ediyoruz. Destek olan ve şu an bu yazıyı okuduğunuz tüm blog sahiplerini destek olmalarına rağmen olası bir tatsız duruma karşı korumak için sorumluluğu fikrin oluşmasını sağlayan bu iki arkadaşımız üstleniyor.

NOT 2 : Yazı konusunda Blog İdman Yurdu ve Futbloglar gibi blogları toplayan oluşumların herhangi bir desteği yoktur. Tamamen kişisel olarak haberleşilerek böyle bir tepki düşünülmüştür.

NOT 3 : Yazı içerisinde de defalarca belirtildiği gibi amaç asla siyasi değildir, herkesin tek tepkisi bu tarihi ve eğlenceli maçı canlı canlı tüm detaylarıyla izleyememiş olmaktır.

03 Eylül 2009

Blog İdman Yurdu'na Rakip Çıktı!


BloggerV.com adında blog yazarları için yeni bir ağ açıldı. Türkiye'nin tek blog reklam ağı diyebiliriz heralde. Blog yazarları siteye üye olarak sistemdeki reklamlardan istediğini bloguna ekleyebiliyor ve gelir elde edebiliyorlar.

Bir futbol blogu yazarı olarak Blog İdman Yurdu'na büyük saygı duyuyorum. Fakat yeni alımlarda yer alamadığım için BloggerV.com'un benim için daha uygun olacağını düşünüyorum :)

Şimdilik Tohum Otizm Vakfı'nın bannerlarını kullanabiliyoruz. O kadar güzel yapmışlar ki yazılarımın en tepesine ekledim kendisini. Site davetiye sistemi ile çalışıyor. Siteye giriş yapıp davetiye isteği yapabilirsiniz, ya da davetiyesi olan birinden yardım alabilirsiniz. Bende var mesela, isteyen var mı? :)

Forma Arkası #18 - CO 10


Lincoln'e isyanı olan parasız taraftar. Saygı duyuyorum sana.
 
Bu blog BloggerV.com üyesidir.