Baklavasına "futbolla ilgili bir konsept blogu" olsun mu? O yöne doğru gidiyor sanki :) Yazı yazmıyorum gibi görünse de bu konseptlerde bilgiler vermeye çalışacağım. Emeğe saygı yani. Rep!
Gelelim "Koro Halinde" konseptine. Bu ismi gördüğünüz başlıklarda tribün koreografilerine ve varsa hikayelerine yer vereceğim. Umarım güzel hikayeler çıkar. En önemsediğim şeydir çünkü o kısmı. Bu konsepti yapan arkadaşlar var evet, kendi adıma iki tane biliyorum. ultrANIL07'nin Galatasaray blogundaki Yazı Kalır konsepti var buna benzeyen. Ama tam öyle değil. Tam uyanı Ortega'nın No Pain No Gain blogundaki Tribünde Koreografi konsepti denilebilir. Fakat her seferinde birden fazla koreografi vermem. Hikayesini de anlatmak isterim. "Koro Halinde"nin farkı bu olsun.
Şimdi de gelelim ilk koreografimize. İlk koreografi hem bildiğim için hem de Galatasaraylı olduğum için Galatasaray tribünlerinden geliyor. "Gönderme" olayını da şahane yapar, o da önemli.



27 şubat 2008'de Ali Sami Yen stadında Galatasaray ve Fenerbahçe Türkiye Kupası eşleşmesinde karşı karşıya geldiler. Bu bir rövanştı. İlk maç kadıköyde 0-0'lık beraberlikle bitmişti. Ali Sami Yen'deki mücadeleye çıkarken herkes şunun farkındaydı: Galatasaray bu kupayı 14 kezle en çok alan takımdı. Fenerbahçe ise 26 yıldır(yanlışım varsa affeyle!) kazanamıyordu. Tabi ki bu dalga geçmek için çok güzel bir fırsattı.
Sarı kırmızı halkalar içinde sarı lacivert giyinmiş tarih öncesinden bir karakter Fred Çakmaktaş. Hemen altında o müthiş slogan yazıyor: "Bu kupayı görenler parmak kaldırsın!" Orta dereceli bir reklam ajansında metin yazarı olarak işe alınır bunu bulan. Yazıyı okuyan Fred Çakmaktaş da ne yapsın, hüzünlü bir ifadeyle parmağını kaldırıyor. Bunu televizyonda ve stadda gören neredeyse tüm fenerbahçe taraftarları gibi...
Maç bu müthiş gösteriyle başlayınca ne oluyor? Taraftar gaza geliyor. Keşke orada olsaydım. TV karşısında o kadar imrendim ki. O son dakika, o gol. Benim için torunlarıma anlatacağım bir hikaye olurdu. Evet, maçı son dakikada Karan'ın golüyle 2-1 kazanıp Fenerbahçe'yi eledik ve bir üst tura çıktık.
Maçı izlediğim mekanda kavga çıktı, önümden bir fırlatılmış garson uçtu bir taraftan öbür tarafa. Ama bu mutluluğumu gölgeleyemezdi. Maçı kazandık, turu geçtik, elediğimiz takım ezeli rakip Fenerbahçe. Bunlar sevinilecek ilk şeyler. Ama bir de o koreografiyi yaptıktan sonra sahada yenilgiyi yaşamamak oldukça önemli bir detaydı. Söyleyin, nice olurdu dalga geçme oranı öyle olsa, bunu da önlemiş olduk o galibiyetle.
Dalga geçmeler, gönderme yapmalar konusunda Galatasaray taraftarının Fenerbahçe'nin türkiye kupası eksiğini kullanmasını çok başarılı buluyorum. Bundan iyisi kadıköyde UEFA kupasını kazanmak olurdu :)
Gelelim "Koro Halinde" konseptine. Bu ismi gördüğünüz başlıklarda tribün koreografilerine ve varsa hikayelerine yer vereceğim. Umarım güzel hikayeler çıkar. En önemsediğim şeydir çünkü o kısmı. Bu konsepti yapan arkadaşlar var evet, kendi adıma iki tane biliyorum. ultrANIL07'nin Galatasaray blogundaki Yazı Kalır konsepti var buna benzeyen. Ama tam öyle değil. Tam uyanı Ortega'nın No Pain No Gain blogundaki Tribünde Koreografi konsepti denilebilir. Fakat her seferinde birden fazla koreografi vermem. Hikayesini de anlatmak isterim. "Koro Halinde"nin farkı bu olsun.
Şimdi de gelelim ilk koreografimize. İlk koreografi hem bildiğim için hem de Galatasaraylı olduğum için Galatasaray tribünlerinden geliyor. "Gönderme" olayını da şahane yapar, o da önemli.



27 şubat 2008'de Ali Sami Yen stadında Galatasaray ve Fenerbahçe Türkiye Kupası eşleşmesinde karşı karşıya geldiler. Bu bir rövanştı. İlk maç kadıköyde 0-0'lık beraberlikle bitmişti. Ali Sami Yen'deki mücadeleye çıkarken herkes şunun farkındaydı: Galatasaray bu kupayı 14 kezle en çok alan takımdı. Fenerbahçe ise 26 yıldır(yanlışım varsa affeyle!) kazanamıyordu. Tabi ki bu dalga geçmek için çok güzel bir fırsattı.
Sarı kırmızı halkalar içinde sarı lacivert giyinmiş tarih öncesinden bir karakter Fred Çakmaktaş. Hemen altında o müthiş slogan yazıyor: "Bu kupayı görenler parmak kaldırsın!" Orta dereceli bir reklam ajansında metin yazarı olarak işe alınır bunu bulan. Yazıyı okuyan Fred Çakmaktaş da ne yapsın, hüzünlü bir ifadeyle parmağını kaldırıyor. Bunu televizyonda ve stadda gören neredeyse tüm fenerbahçe taraftarları gibi...
Maç bu müthiş gösteriyle başlayınca ne oluyor? Taraftar gaza geliyor. Keşke orada olsaydım. TV karşısında o kadar imrendim ki. O son dakika, o gol. Benim için torunlarıma anlatacağım bir hikaye olurdu. Evet, maçı son dakikada Karan'ın golüyle 2-1 kazanıp Fenerbahçe'yi eledik ve bir üst tura çıktık.
Maçı izlediğim mekanda kavga çıktı, önümden bir fırlatılmış garson uçtu bir taraftan öbür tarafa. Ama bu mutluluğumu gölgeleyemezdi. Maçı kazandık, turu geçtik, elediğimiz takım ezeli rakip Fenerbahçe. Bunlar sevinilecek ilk şeyler. Ama bir de o koreografiyi yaptıktan sonra sahada yenilgiyi yaşamamak oldukça önemli bir detaydı. Söyleyin, nice olurdu dalga geçme oranı öyle olsa, bunu da önlemiş olduk o galibiyetle.
Dalga geçmeler, gönderme yapmalar konusunda Galatasaray taraftarının Fenerbahçe'nin türkiye kupası eksiğini kullanmasını çok başarılı buluyorum. Bundan iyisi kadıköyde UEFA kupasını kazanmak olurdu :)
Yorumlar
Senin bu fotojenikliğin nedir arkadaşım. Her maça gittiğinde çekiyorlar, anlayamadım. Saçı kestirdikten sonra da olacak mı bakalım.